Rüzgar olup eseyim
Kömür karası yüzüne.
Yağmur olup yağayım
Yıkansın kömür karası.
Güneş olup saçayım ışığımı.
Ama gitmez yerin dibine.
Sen güneşsin
Ben dünya.
Sen yaradansın
Ben yaratılan.
Şeytan ne kadar
Uğraşsa da
Soyumuz çobanlıktan gelir.
Düşüp peşine sürünün
Gütmüşüz inatla keçimizi.
İnadımızda ondandır
Olmuşuz keçi gibi.
Dolaşıp durmuşuz peşinde
Suriyeli çocuk
Yüreğin yüreğimde
Seninle öldüm ben de
İnsanlık çok büyük
Ulaşmıyor elim eline.
Ölümden değil korkum
Ölüp gideceğim birgün.
Toprak olduğum gün,
Yeter ki!
Ayağı değmesin
Bir alçağın.
Fırtınayla,selle
Kopup geldik bozkırlardan
Tohum olduk savrulduk
Çalı olduk,ağaç olduk
Yeşerdik.
Tutunamadık toprağa.
Çoçuklukta başladı insanlığım
Hiç eğmedim başımı
Kıştta demedim kimsenin tavuğuna.
Yinede yaranamadım insanlara
Onlar kaşıyayım diye bekledi
Kirlenen vicdanlarını
Sen yazmadın diye,
Mustafa Kemal’i
Tarih kitaplarına
Unutur mu sanıyorsun
Çocuklarım.
Kitaplarınız yazmasa da
Nasıl ekilirdi buğday
Nasıl büyür,kavrulurdu
Güneşte sapsarı.
Unuttuk!
Harman neydi,
Düven ne
Ne suya dokunurum
Ne sabuna.
Hiç kirlenmez elim
Uzanmaz harama.
Ne tövbe ederim,
Ne dua.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!