Her dem ağlayıp gülmeyen gözlerim
Ömrümün her anında sen çağlarsın
Sönmeyen ateşe bırakma beni
Gün gelir sen feriyat-figan edersin
Soyunup dökünüp hep dert çağlarsın
Yanan bir ateş var içimde dinmiyor
Baştanbaşa ruhumu sardı sönmüyor
Harlana-harlana közü harlanıyor
Perişan oldum, o yarin umurunda mı?
Oy bana çoktan günüm, güneşim söndü
Kürdün kızı, Kürdün kızı
Özgürlüğün nazlı kızı
Okumaya hevesi var
Cahil değil Kürdün kızı
Kürdün kızı halk avazı
Yollara dökülüp bir dönebilsem sana, bir dönebilsem
Zorluklara meydan okuyarak
Ayları, günleri, mevsimleri
Dağları
Nehirleri aşarak
Yanarken şu yüreğim
Üzerime çullanan! Göğsü pörsümüş, kâbus bol
Şu gecede
Aydınlara, emekçilere tahammülü olmayan
Savaşları marifet bilen
Emeğin kutsallığını
Bilimi
Bir kez değil, bin kez parçalanıp dağıldım
Her nehirden akan kanım
Pus tutan
Gözlerimde birikmişken
Hiç düşünme beni
Toprağa düştüğüm yerde
Göğün, kanatları arasından süzüle, süzüle akıp gelen
Efsaneleşen kızıl güneş
Işıldayan yolun
Yaşam sevenlere
Yoldaş
Yaren
Bir yanında başı görkemli Cilo
Diğer bir yanından Kırık dağı
Yaşam sevdalısı
Şimdi şafak vakti
Hiçbir güç yenemez seni
Çünkü kavgan haklı
Yeni bir Newroz’un mujdecisi olan,
Uyanan ilkbaharın dörtnala gelişi!
Özgürlük dolusu muhteşemliğiyle,
Dağları çiçeklerle donatacak özüyle.
Hiç yanıltmadılar şu dağlar bizi,
Yüreğim hiç terk etmedi seni, ışık dolu sel gibi akan
O zeytin karası sevgi pınarı, umut saçan Gözlerin gözlerimde
Tutuyor
Ey gönlümde taşıdığım, her anımda
Sen varsın
Hazar'ım, torunum




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.