Zel Dağı'na pus düşmüş! Derin vadileri esir alan buğu her yeri sarmış
Bu yöre hiç şafak görmemiş
Bu yaylalar hüzünlüdür
Bu köyler tan nedir bilmez
Viranelere
Baykuşlar konmuş
Geçmiş çekti gitti, peşine düşme
Kanma feleğe! Zamanla dövüşme
Bu hâl böyle bu devran böyle sürmez
Karanlığı gün et, boşluğa düşme
Dostum, gün bize cezadır, cefadır
Haydi uyan, uyan karanlığın kalbinden süzülen gün ışığı
Sabahın sinesine
Dökülen aydınlık
Çoktan çilemeye başladı
Gülpembesi yanağından
Umut
Zengin mutlu, emekçi aç, perişanken
Ülkede dört bir yana zalimler doldu
Şu koca dünyada hak, huzur olmazken
Emir-ferman, buyruk padişahın oldu
Adına “Dünya” dediğimiz gezegende
Bir gün senden evvel göçer gidersem
Can, bilmem o gün ben ne edeceğim
Sakın "gitme deyip" yüzüme bakma
O gün bedenimde tükeneceğim
Bir gün senden evvel göçer gidersem
Kela germa havînê ye
Her der qeliya ye
Her der dûman e
Dîsa li ser Êzîdî’yan
Xişma Misilman’an e
Êrişa İŞÎD’e
Yıllardır kor ateş olan sönmeyen bir sevda yığınıyız ikimiz
Bir özgürlük türküsüdür dilimizde dolaşan
Yüreğimize süzülen
Gökyüzü maviliğinden
Yeşeren
Hasretini çektiğimiz
Yine seni düşünüyorum seni, mimoza kokan tenini
Yıldızlardan yoksul, karanlığı bitmeyen
Paslı demir parmaklar ardında
Zoru yaşadığım şu zindanda
Yalnız kaldığım
Gecelerde
Her sabahın şafağından
Gözlerine sığınan
Aydınlığa
Sana
Hayran kalan yüreğime
İmrenen zaman hiç yok gibi geliyor bana
Bereketin Tanrıçası Kibele kadar güzel olan, yeniden diriliş
Rüzgârla savurulan saçların
Savaşlara şahitlik etmiş
Halklara umut olmuş
Dilek olmuş
Yurt olmuş




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.