Uzanıp giden yorgun yollar
Ne gün geçiyor, nede yıllar
Gitmek istiyorum sılama
Geçit vermiyor karlı dağlar
Sığındım kayaç kayalara
Güzelliğin ışık seli. Ay sarmış gözlerini
Sana sarılasım var! Delice, Kerem gibi
Ağlayışı güzel, gülüşü, yüreği güzel
Sular gibi akıyor bakışların sel gibi
Ben ne eyleyim sarayı, ne eyleyim köşkü
Derin acılarımla yuruyorum
Bitmeyen şu yollar, yordu beni
Kır at değilim menzile varayım
Vakit hayli dar, ömrüm yordu beni
Ne yüzüm güldü, ne sılaya vardım
Şu masmavi Temmuz ayında, sabaha ulaşacak gecede
Sinemi yarıp geçen mihnetten
Katre, katre sessizce
İçime damlıyan
Sukuta ermiş
Karanlığın kanatından
Güneş ışıkları Sofu’ları bürüdü, Şile doymuyor kızıllığa
Akşama ramak kala
Bu kumsalı bol masmavi denizi
Sahilleri yemyeşil şirin kent
Aklımı başımda alırken
Ağlayan Kayalar
Yoksuluk çok zordur, derdi çekilmez
Sömürüenlerin zulmü affedilmez
Zoru yaşıyoruz, ah çekiyoruz
Huzur olmayınca bade içilmez
Çağlayan yoksulluk, durmak bilmiyor
Baharlarda açılan son güldü, her bir dağın zirvesinde görünen
Göz kamaştıran
Renklerin en güzeline bürünmüş
Buse tadından
Ay gibi parıldayan
O gül kokulu
Bir koşuşmadır bir koşuşma, yaşamla ölüm arasında
Umuda
Gönüle
Gölge düşmesin
Yüreğindeki
Sevgi tükenmesin
Bügün “şairim eşitliktir” diyen, Simvanalı Şey Bedrettin’im
Masmavi göğü saran gri, siyah bulutlar altında
Çürümeye, yok olmaya yüz tutmuş
Taht, taç, saray, saltanat için
Kardeş kardeşi öldüren
Halkı
Bir yanda dert, bir yanda yoksulluk
Çilen akıyor oluk-oluk
Ey feryat-figan eden gönül
Benizin sararmış, rengin soluk
Ne ocak kalmış ne yuvalar




-
Ümmü Eymen
Tüm Yorumlarhakikaten duygu dolu ders verici nitelikte bir şiir, kutlarım.