Gölgesiz Yolculuk
Bir sabah uyandım, nefesim ciğerime hançer gibi saplandı.
Kendi gölgemden bile yorulduğumu hissettim.
Sokaklar, yüzleri taş gibi donmuş insanlarla doluydu,
yanımda duranların gözlerinde ihanetin yansımasını gördüm.
Hasretin Kıyısında
Gözlerime düşen her gece, senin yokluğunun gölgesidir…
Bilmiyorsun belki, içimde kaç defa yıkıldı şehirler,
kaç kere kurak topraklara yağmur diye seni çağırdım,
ve her çağrımda sessizliğim büyüdü, sesim boğuldu.
Hiç Başlamamış Bir Aşkın Cenazesi
Gecenin en kör saatinde
Suskun bir ay ışığı düşer gözlerime,
Ve seninle dolu binlerce sessizlik,
Bir ağıt gibi çalar ruhumun kapısını.
İz Bırakmadan
Sustum.
Ne zaman?
Sesimin yankısı duvarlardan dönmemeye başladığında,
Kaldırımda Bekleyen Umut
Karanlık çöktü yine,
Aynı kaldırım taşının üstünde,
Islak bir yalnızlıkla bekledim.
Ne arkamda bir kapı kaldı
Keman ve Kırık Kalem
Yine sessizleşiyorum…
Ama bu defa değil kelimelerim,
nefesim bile susuyor.
Bir vefanın en ince notasına
Kendi Bahçemi Kuruttum
Herkesin gönlü olsun diye
ben kendi bahçemi kuruttum.
Ne bir çiçek kaldı içimde
ne de bir kelebek uğradı sonbaharıma.
Kendini Anlatamayan Kadın
O gün,
Bir kadına rastlamadım
Bir tarihe,
Kimse Bilmedi Neremde Öldüm
Konuşmuyorum artık.
Çünkü sustukça kimse merak etmiyor.
Dilsizliğimle uyum sağladım hayata.
Zaten ağlayan birinin sesini
Kırık Bekleyiş
Bir ömrün gölgesinde yürüdüm,
Adımlarım hep yarım kalmış yolları arşınladı.
Bir umudun peşinde geceleri tükettim,
Her sabah içimde daha derin bir boşlukla uyandım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!