Yeşil bir sessizlik çöker şimdi şehrin üzerine,
Dolar yorgun yüreğe o imha ateşi sessizce.
Hapsolur yitik bir ömre bütün o eski anılar;
Damla damla dökülür geçmişin, geç kalınmış her gece.
Sözler solar gider o beyaz mendilin nakışlı güllerinde,
Kalpten kalbe gizli bir yol olur matem yaşları.
Yalnızlık kokusuna ansızın acı bir hıçkırık düşer;
Zehir akıtır yıllarca, kurumuş o göz pınarları.
Yanaktan dudağa süzülür o en çaresiz an,
Geriye dudaklarında acı ve kuru bir tuz kalır.
Anladım ki özledikçe daha çok, daha derin sever insan;
Gider herkes, elemli yürekte sadece sönmeyen yaş kalır.
Istırap ıslak ıslak dökülürken dertli gözlerinden,
Yaz yağmurları pas tutar, soğuk ve paslı demirde.
Umut çiçeklerine hapsolurken bu yaralı kalp;
Mühürlü dile bir alev siner, yandığın her seferinde.
Bir şarkı gelir boğaza takılır, tam geçerken hayattan,
Yaşarsın belli belirsiz, isimsiz ve kifayetsiz...
Yüreğe taş bağlanır; taşa yas düşer, yasa taş;
Artık her şey sessiz, her şey hissiz, kimsesiz ve çaresiz.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Matem, kalbin kendi cenazesine katılmasıdır.
•İnsan özledikçe değil, özlediğini kabullendikçe yanar.
•Yalnızlık kokusu sinmiş bir akşamda, şehir bile susar.
•Boğaza takılan şarkı, yarım kalmış bir hayattır.
•Her matem, içinde gizli bir sevda taşır.
14 Temmuz 2020 / Salı / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 16:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Yüreğin en derin acısı, en sessiz çığlığında duyulandır."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!