İzah arıyor insan şu dünyanın tadı yok
Her yan ayrı bir çatlak çözecek takati yok
Bir insan nasıl olur hem korkak hem gururlu
Neden kalamaz aynı uzun süre sürurlu
Göğe doğru yükselen dört duvardır haneler
Yerde kök bulamazsa yıkılır kâşâneler
İstersen kapıyı aç; çık basamak basamak
Dışı renk renk süslüdür, içinde virâneler
Sen ezber cümlelerle varmak istersin aşka
Ahvalinin tevili görünür başka başka
Dolaşma bir başına bilmediğin sokakta
Bağlanma hevesine gör ki dünya matruşka
Kulak ver yana yana anlatanın sözüne
Derdine yoktur derman, belki bir belâdır aşk
Akıl susar konuşmaz his dolanır yüzüne
Hayata dair ferman, belki bir selâdır aşk
Muharrem Aşura der yine takvim
Kerbela'dır yine benim can evim
Nasıl vahşet pervasızca kopardı
Dağılmıştı yerlere zer ü zivim
Ah ne hikayeler var sana anlatamadım
Mektupları yazdım da zarfı uzatamadım
Yok senden özge dünya, ruhumu hissedensin
Aklı hisse çattım da yüreğe çatamadım
Gözünü temiz tut şaşı-kör bakma
Güzellerin çoğu çakmadır çakma
Maskeleri sürmüş kirli yüzüne
Saç, kirpik, göz lensi, takmadır takma
Arı kovanına burnunu sokma
Şişmanlara neden kimse acımaz
Ne yerse suç gibi kaydeder gammaz
Şevk ile cihana ilanen yayar
Sıskalar verirken diyete ayar
Şapşala yakışmaz hiçbir kıyafet
Köle azat etmek neyse eskiden
Kiradan kurtarmak aynıdır şimdi
Kılıç sallamak öfkeyse eskiden
Tehdit eden parmak aynıdır şimdi
Hem döver, hem de sever
Kaderimiz petete
Gündüz iş, gece düşte,
Kederimiz petete
Başkası n'etsin bizi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!