Mahmut Semen Şiirleri - Şair Mahmut Semen

Mahmut Semen

Bilinçli Elektrik kesintisi ve dalgalanmaları halkımızın kanını emmeye, emeklerini sömürmeye devam ediyor. Üst komşum bu dalgalanmalar yüzünden bir hafta içerisinde, az önce üçüncü LCD televizyonun montajını da yapmak zorunda kaldı. Onun ömrü kaç dalgalanmalık olacak onu da bilemiyorum. Ancak yanan klima, Beyaz eşya ve Sulama kuyularında ki dalgıçların hadi hesabı yok.

Bir öğretmenim sırf kliması çalışsın dalgalanmalardan etkilenmesin diye 2500 TL UPS almış yine çalışmadığından dert yanıyor. Çözüm arıyor.
Servisler harıl harıl çalışmalarına rağmen en erken arıza onarımları için 15 günden aşağı gün vermiyorlar. Bu yüzden çoğunluk bir yenisini almak zorunda kalıyor. Beyaz eşyacılar eşya yetiştirmekte artık aciz kalıyorlar. Kimi teslimatlar stoklarda olmadığı için aynen servisler gibi birkaç hafta sonrasına gün veriyorlar. Komşu illerden gidip beyaz eşya almak zorunda kalanlar oluyor. Anlayacağınız beyaz eşya üreticilerinin en büyük pazarı güneydoğumuz olmuş durumda.
Jeneratörü olan birkaç büyük market dışında, esnafın ürünleri çalışmayan dolaplarda bozuluyor ve ne yazık ki vatandaş bozulmuş ürünler tüketiyor. Toplu zehirlenme vakalarının yaşanmamasının tek sebebi kölelerde olan ve gelişen güçlü bağışıklık sisteminin halkımızda da mevcut olmasındandır.

Devamını Oku
Mahmut Semen




Bir çocuk başına
Düşerse bomba
Annesi ağlasa

Devamını Oku
Mahmut Semen


GENÇLİK KÖPRÜSÜ

Evliliklerinin 5. yılını da geride bırakmış olmalarına rağmen hala bir çocukları olmamıştı. Bunu pek dert ettikleri yoktu. Ama konu komşu onları rahat bırakmıyorlardı. Her gün yeni bir çözüm önerileri ile kapılarını çalıyorlardı. Beş yıl içinde nerdeyse gidilmedik doktor uğranılmayan ziyaret ve denenmeyen hurafe kalmamıştı.

Bir sabah yine kapıları kırılırcasına üst üste çalındı. Komşu kadın heyecanlı-heyecanlı yeni bir müjdeyle kapı önünde bekliyordu.

Devamını Oku
Mahmut Semen

Sadece askerlik yapanlar okusun

Bugün askeri karargâhımızda bir tuhaflık var. Akşam İçtiması olmadan bizi alel acele yemekhaneye aldılar. Yemekler yendikten sonra doğruca içtima alanına gidiyoruz. Bütün takımlar yerlerini alarak sıra oldular. Herkes meraklı gözlerle birbirini süzüyor. Yoksa ufukta savaş mı gözüküyordu da kimsenin haber mi yoktu. Tekmillerden sonra Karargâh Destek Bölük komutanımız Erdoğan komutan konuşmaya başladı:

— Bir haftadır geçti o melun Amerika saratoga uçak gemisinin “muavenetmuhribi” gemimize fırlattığı füzelerin tam isabet kaydetmesinin üzerinden. Tekrardan şehitlerimize Tanrıdan rahmet gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Devamını Oku
Mahmut Semen

İslam’da “Haram ve Helaller” ayetlerle kesinleştiği gibi, Allah dinini tamamlamış ve Allah’ın katında dinin ancak İslam olduğu, İnsanlardan başka bir dinin de kabul edilmeyeceği bilgisi bizatihi Allah kendisi Kuran-ı Kerim’inde bizlere bildirmiştir. Haramları kitabında tek tek apaçık yazan Rabbimiz, bildirilenlerin dışında kalan bütün hayvanları helal kılmıştır. Hele bitkisel ürünlerin haramlığından asla bahsedilmediği gibi tümü helal sayılmıştır. Öte yandan..


Allah, İçeriğine ve katkı maddelerine bakılmaksızın "Misafir umduğunu değil bulduğunu yer" tarzından, Kitap Ehlinin yemeğini bize “Temiz ve Helal” Kıldığı gibi bizimkini de onlara “Temiz ve Helal” kılmıştır. Kitap ehlinden birisinin evine Tanrı misafiri olduğumda, bana sunacağı yemeği isterse domuz pirzolası olsun Maide-5.Ayeti kerimesine göre bana "Anne Sütü" gibi "Temiz ve Helaldir" afiyetle yiyeceğim.


Devamını Oku
Mahmut Semen

Amûd Sineması Yangını
(Şewata Sînema Amûdê )

Suriye’nin Kamışlı’ya bağlı Amûd nahiyesinde açmışım gözlerimi dünyaya, açmamış olaydım. Ailenin tek ve üstelik kız çocuğu olmam, Amûd toplumunda anne ve babamın üzerlerine dedikodulardan kara bulutlar oluşturmuş onlar için hep problem teşkil etmişimdir.

Anneme göre, babam; bir erkek evlat için her an yeniden evlenebilir evimize yeni bir kuma getirebilir. Sürekli bu korkuyla yaşayan annemin korkulu rüyalarının altında ki tek sebep kız olarak dünyaya gelmem olmuştur. Elimde olsaydı erkek olarak gelmek isterdim. Ama bu isteğimi de dile getirince Annem:

Devamını Oku
Mahmut Semen

Dağların patikaları, insanlara/avcılara terör gerekçesiyle kapatıldığı uzun yıllardan sonra, dağlardaki vahşi hayatın insanların tersine çok özgürleştiğini ve popülâsyonların aşırı çoğaldığını düşünüyordum. Ancak, Şırnak, Hakkâri, Bitlis, Van, Bingöl ve Erzurum illerine yüksek dağ zirvelerinde yaptığım karayolu seyahatlerimde neredeyse tek canlı hayvana rastlamamak doğrusunu isterseniz beni çok ürküttü. Gerçi Bingöl’ün Genç ilçesinde ve Erzurum’un bazı ilçelerinde gördüğüm kargalar bir nebze olsa da beni sevindirirken, Erzurum’da ikindi vakitlerinde büyük kalabalık guruplarla gökyüzünün yüksek fitlerinde yurtdışına doğru ülkeyi terk eden turna toplulukları beni daha fazlasıyla hüzünlendirdi. Sanki son kalan hayvanlar da bölgeyi terk ediyorlardı…

Yaşadığımız Kızıltepe ilçesinin kalbinde ki en eski parklardan olan Mecit Yücel parkındaki sessizlik, çam ağaçlarına konan kuşların yaz ayları boyunca akşamları icra ettikleri senfoniye son birkaç yaz mevsimidir, neredeyse hasret kaldık. Bunlar göçmen kuşlar olmamasına rağmen buraları terk etmiş gözüküyorlar. İnsanlar dışındaki her türlü canlının göç etmeye başladığı bölgelerde insanlık için tehlike çanlarının çalmaya başlandığının en açık belirtisidir. İtiraf etmem gerekirse sadece insanların(!) geride kaldığı, hayvansız bir ortamdan korkmaya başladım. Gerçi hala balkon demirlerimize konan Pepukkuşlarını nadirde olsa görmek bir nebze insanı sevindiriyor.

Artık çevremde yılan, ayı, kurt, yaban domuzu türünden ne hayvan görürsem korkmak bir yana sevincimden çığlık atacağım.

Devamını Oku
Mahmut Semen


İki öğrenci, el ele tutuşarak evlerinin arka bahçesindeki yola çıkıp okul servis aracını beklemeye başladılar. Heyecandan yerlerinde duramıyorlardı. Melisa’nın sağ elinde bir deste kırmızı gül vardı. Okulun açılacağı bu ilk günde öğretmenine götürecekti. Havalar çok sıcaktı, ağaçların gölgesinde kardeşi Azize’yle servisi beklemeye başladılar. Zaman durmuş gibi, servis bir türlü gelmek nedir bilmiyordu. Belki de heyecandan onlara öyle geliyordu. Oysa epey zaman olmuştu evden çıkalı.

Melisa bu yıl 4. sınıfa, küçük kardeşi Azize ise 3.sınıfa başlayacaktı. Melisa’nın heyecanı bu yıl göreceği yeni ve farklı derslerden kaynaklanıyordu. En çok Bilgisayar ve İngilizce derslerini merak ediyordu. Zaten son birkaç gündür rüyalarının çoğunu bunlar oluşturuyordu. Okulun ilk gününde Bilgisayar dersinin olması için gizlice Tanrıya dua ediyordu. Servis hala gelmiyordu. Ellerindeki güller sıcaktan ve susuzluktan buruşmaya, solmaya başlamıştı. Oysa üç aydır heyecanla bu günü, bu saati beklemişlerdi. Üzgün bir şekilde kalpleri kırık, ellerindeki çiçekler solmuş bir vaziyette evlerine geri döndüler. Anneleri onları teselli etmeye çalıştı.

- İlk gün zaten okula kimse gitmiyor ki, servis o yüzden gelmemiştir. Haydi, elinizi yüzünüzü yıkayıp içeri geçin, ter içinde kalmışsınız. Ellerinizdeki gülleri de bir kenara bırakın yarın yerlerine yenilerini vereceğim.

Devamını Oku
Mahmut Semen





Sabah erkenden
Fırladım sokağa

Devamını Oku