Mevlana'yı, Şems'i bilmeden,
Kendini aşık mı sandın?
Gönül bahçesinde açmayan,
Gülşen senin mi sandın?
Dertleri sırtlayan atan ölmeden,
Hoş bir çığlıkla yola çıkan naçar seyyahtın,
Geceyle gündüz arasında süzülen bir yolcu,
Tepeden tırnağa varlığıma adanmış bir masal,
Yaşam bilincine eriştiren bir yolculuktun sen.
Semada dalga dalga salınan uçurtmamdın,
Şafaktayım;
Anılarımın, hayalimi reddettiği bir yerdeyim.
Önümde zifiri bir duvar, ardımda keşkeler...
Yalnızlığımla baş başa kaldığım bir yerdeyim.
Şafaktayım;
Seherdeyim...
Kuytu bir dehlizin pençesindeyim,
Yüreğim gitgide büyüyen bir cezirde,
Mehtabın gizemli esaretindeyim.
Seherdeyim...
Zaman sükût içinde,
Ne yana dönsem yalnızlık,
Ne yana dönsem hicran,
Bir çimen gözlerinin hayali,
Bir de kulağımda çınlayan sesin…
Öyle inatçı bir umudum var, anlatamam...
İki yana süzülen iplik iplik saçlarını,
Kalbime ok gibi saplanan bakışlarını,
Çölümü ormana çeviren gülüşlerini,
Sensedim Gülce'm, sensedim...
Ömrü hayatımın vakarlığıyla geldim,
Sessiz nidalarla attığım çığlıkları,
Hücrelerimin mahzeninde hapsettim.
Kırmadan, incitmeden yürüdüm.
Üftadem…
Unutursun demiştin,
Ben de unuturum, sen de unutursun.
Hayat bir gemi,
Ardına bakmadan yürüt, demiştin.
Oysa benim ardım da sendin, önüm de…
Unutamadım...
Mazlumun ahı, cellada ilham şimdi.
Civan, püsküllü bir heyula,
Şahikalar birer oylum,
Beşerin varlığı cinayet,
Yokluğu merhamet şimdi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!