Deprem bölgesine,
Çadırlar kurulmuş sıra sıra,
Üşümesinler diye dağıtılmış soba
Kaç çocuk can verdi çadırda yana yana
Bu da ayrı bir afet türü, ayrı bir facia
Sorumlusu afetler mi, afetzedeler mi,
Cenaze selası,
Sizi bilmem amma,
Beni alıp götürür uzaklara
Hele birde müezzinin sesi
Yanıksa, Ağla babam ağla…
Ne zaman bu sesi duysam,
saatin pillerini çıkardım,
zamanı durdurayım diye
duvar takvimlerini yırttım,
tarihleri unutayım diye
telefonu sessize aldım,
ses duymayayım diye,
Telefonlar hem çok cep yakıyor,
Hem de sağlığımızdan sinsice kapıyor
O kadar ehli keyf oldu ki millet,
Büyüğü küçüğü elinden bırakamıyor
Gelecek on yılda, çoğalırsa sakat çocuklar
canım,
daha erken,
biraz gençliğimi,
yaşayım derken,
yaşı kemale ermiş,
akranı mı gördüm,
Gaz lambasında ders çalışmayı,
Birinci olabilmek için yarışmayı,
Evde darılıp, sınıfta barışmayı,
Özledim çooook özledim……!
Hoca mektebinde okumayı,
Düzlükte toti çevirmeyi,
Basmancakla yürümeyi,
Gelmeyeni tutup sürümeyi,
Özledim çooook özledim..
Değnekten ata binmeyi,
SANAL YASİN ARARKEN
Ecel kapıda anne, baba can çekişiyor
Menzil görünüyor lakin gidilemiyor
Masumca yavrusunun gözlerine bakıyor
Belli ki dertlere şifa olan yasin bekliyor
Ama yavrusu da çaresiz, çünkü bilmiyor
Dedim:
Koyunbaba köprüsünden geçmişe,
Gürleyikten soğuk su içmişe,
Kandiber kalesine çıkmışa,
Benziyorsun yiğidim,
Söyle nerelisin?
Marmara’da yaşanan depremlerden,
İstanbul’da can, mal alan sellerden,
Rize’yi yasa boğan heyelanlardan,
Davutpaşa’da 24 kişiye mezar olan,
Havai fişek atölyesindeki patlamalardan,
Bursa’daki, Zonguldak’taki göçüklerden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!