Masamın ucunda durur, zamana küskün bir cep saati
Kapağını her açtığımda odama bir ayrılık hissi dolar
Akrep yorgun bir yolcu gibi boyun bükmüş kaderine
Yelkovan her dönüşünde içimdeki o eski yarayı kanatır
Sahi sevgilim, takvimler mi aldandı yoksa sen mi unuttun
Hangi asırda söz vermiştik biz birbirimize?
Oysa ben bu saati senin geldiğin gün kurmuştum
Bir gül yaprağı düşmüştü kadranın tam ortasına
Demiştin ki: "Zaman biter, bu sevdanın baharı bitmez."
Gittin... Zembereği boşaldı ömrümün, rakkas durdu
Şimdi ne ileri gider bu saniyeler ne geri döner
Her tıkırtısı göğsüme inen bir sabır taşıdır.
Bilirim, dünya bir sürgün yeri, beklemekse bitmeyen bir çile
Lakin insan bütün bir ömrü tek bir saniyeye nasıl hapseder?
Cebimde taşıdığım bu emanet değil, senin vefasızlığın
Kulağıma dayadığımda duyduğum ses saatin değil,
Gidişinin ardından içimde kopan o sessiz kıyamettir.
Şimdi bütün saat kuleleri gece yarısını vuruyor bu şehirde
Ben hâlâ senin kaldığın o son dakikada nöbetteyim
Yazık... Sen koca bir aşkı bir vedanın sırtına yükledin de
Şu avuç içi kadar saate bir kez dönüp bakmayı çok gördün.
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 18:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!