Göğüs kafesimi parçalarcasına,
Şişen ciğerlerimin, hiddeti kime?
Neye böylesine tıkanır da nefesim
Düğüm eder boğazımı söyle.
Her mevsimi, çıplaklığıyla selamlar dallarım,
Bugün varım, kahretsin yarın da öyle.
Yakıp yıkmanın ne demek olduğunu bilir o,
Bu yüzden elini hiçbir şeye uzatmaz.
Çünkü bilir:
Dokunduğu yerde bir şey eksilir dünyadan.
Sabrı onun beklemek değildir,
Ben hayatı
Bi' kitabın arasında unutulmuş kurumuş çiçekler gibi sandım.
Ne kadar zaman geçerse geçsin,
Dokununca yine aynı duyguyu verecekmiş gibi.
Birinin gözlerinin içine uzun bakınca
Ben her sabah,
Toparlanmış bir hayatın provasını yapıyorum.
Bardağa kahve koyar gibi
Saatleri yerli yerine dizmeye çalışıyorum.
Bir masa olsun istiyorum mesela,
Yine o şehre dönüyordum.
Tren rayları geceyi ikiye bölüyor,
Camlara vuran ışıklar
Yüzümü başka başka kadınlara benzetiyordu.
Saçlarımda acele eden bir rüzgar,
Artık hiçbir şeye yüksek sesle inanmıyorum.
Bana uzanan eller yalnız bedenimi okşuyor.
Ama ben hissetmiyorum.
Denizliklerinde büyüttüğüm çiçekler vardı
Çok geçmeden hepsi
Perdelerimle, gökyüzünün kavgası olur kuşluk vaktinde
Vurur kırar,
Duvarlarımı yarım yamalak boyar
Bir rüyadaymış gibi hissettirir insana kendini
Soyutluğu çalar, odamda konaklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!