Hey gidi dost, duyduk ki yola çıkmış,
Yaklaşmakta imiş şu meçhul tren.
Ateş kalmış al’cak, zamansa akmış,
Uyku dargınken içe girmiş giren.
Her gün gelip geçen kulun katarı,
Gördüm ki makamı kadar hatırı.
Ömür tarla, ekin yok, su çekildi,
Geldi kurak iklim, yaktı da vurdu.
Derler oysa gelen rahmetle geldi,
Yüzü istasyona baktı da durdu.
Her gün gelip geçen kulun katarı,
Gördüm ki makamı kadar hatırı.
Demir ağlar gibi döşenmiş âlem,
Başı nerededir, nerede biter?
Ucu bucağı yok sanırken âdem,
Deli taylar gibi çatlayıp yiter.
Her gün gelip geçen kulun katarı,
Gördüm ki makamı kadar hatırı.
Bahar da bizimdir, hazan da bizim,
Kışı da yaşadık elbet yazı da.
Halil de, sofra da, kazan da bizim,
Paya düşene kim olmuş razı da?
Her gün gelip geçen kulun katarı,
Gördüm ki makamı kadar hatırı.
Mesut’um Beyzade’m ne güzel demiş,
’Heybende takvayla hazırda bekle’
Kim şükretmiş kim kul hakkını yemiş;
Zikrin kıymeti onu yaşamakla.
Her gün gelip geçen kulun katarı,
Gördüm ki makamı kadar hatırı.
Mesut Tütüncüler
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 11:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Beyzade’nin, Hüseyin Ekici’nin Azrail Treni adlı şiirinden esinle kaleme alınmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!