Kül Kokan Çocukluğum Şiiri - Seyrani Göl

Seyrani Göl
1091

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Kül Kokan Çocukluğum

Çocukluğum,
evimizin arkasındaki ceviz ağacına
asılı unutulmuş bir gömlek gibi
yıllardır aynı rüzgârı bekliyor.

Ben ise
her mevsimi biraz daha eskittim
cebimde taşıdığım gökyüzünü.
Maviler,
avuç içinde ufalanan
eski tebeşir tozlarına dönüştü.

Bir avlu vardı,
Sabahı akşama bağladığım.
İkindi güneşi evimizin
duvarlarına sarı bir dua bırakırdı.
Şimdi aynı ışık,
başka evlerin camında
beni tanımadan kırılıyor.

Annem,
ekmek pişirirken
yalnız hamuru değil,
evin sessizliğini de yoğururdu.
Şimdi hangi fırının önünden geçsem,
burnuma gelen koku
bir kapıyı değil,
içimde göçmüş bir mahalleyi açıyor.

Babamın sustuğu yerden
yıllar geçti.
O sessizlik,
duvardan sökülmüş bir çivinin
yerinde kalan boşluk gibi
her gün biraz daha
evin içine büyüdü.

Bazı akşamlar,
gökyüzü eski bir sandık olur.
Yıldızlar,
annemin aceleyle diktiği
gömlek düğmeleri gibi
birer birer kopar geceden.

zaman,
takvim yapraklarının koparılmasıyla değil,
çocuk seslerinin eksilmesiyle yaşlanırmış.

Ben,
çoktan yıkılmış bir evin
kapısını çalmaya devam eden
son misafirim.

Kimse açmıyor.
Ama içeriden,
tahta bir atın devrilirken çıkardığı ses
hâlâ geliyor.

Belki de hatıralar ölmüyor.
Sadece
kimsenin oturmadığı odalarda
eşyaların kılığına giriyor.

Bir pencere oluyor,
bir fincanın ince çatlağı,
eski bir yastığın içine kaçmış
lavanta kokusu...

İnsan, en çok da
adını kimsenin söylemediği yerlere
özlem duyuyor.

Şimdi
her sabah aynaya baktığımda
yüzümde bana ait olmayan
bir sonbahar görüyorum.

Ve içimde,
çamura düşmüş bir uçurtmanın ipi
hâlâ göğe bağlı.

Belki bu yüzden
ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım,
her gece
çocukluğumun kapısına varıyorum.

Kapıyı çalıyorum.
İçeriden küçük bir çocuk soruyor:
"Bu kadar geç kalınır mı bir ömre?"
S.GÖL

Seyrani Göl
Kayıt Tarihi : 16.06.2026 06:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!