Sen beni sevdiğinde
bir serçe yuva yapmıştı kalbime
Ve gittiğinde ölü doğdu yavrusu
senin adını verdik kabrine...
Demem o ki
Mutluyken
hep on sekiz yaşındaydık
Acaba şimdi kaçız?
Oturduk hüznün sofrasına
bu öğünde de hasret var
Nasıl biriydi diye sormuşsun
Kimse anlamaz kaldırsan haritadan Isparta'yı
teninin kokusu gül suyu
Ne ateş ne hava ne toprak ne de su
sanırım cennetten geliyordu soyu...
Kimseler bilmez
Bende hala hisarbuselik fasılsın
Masumiyettir aşkın şeriatı
Yorgun düşlerimde nasırsın!
Elimde kalem
Yüzyıllardır aşkını ilmek ilmek
kağıtlara dokurum...
Ama benden bir şiir istesen
Sadece nazar duası okurum
Neden hep her an ölmesi beklenen
ve umursanmayan figüranlar gibiyiz?
Neden mutlu son hep onların da
biz mutsuzluğun dibiyiz?
Beni mi asarlar dersin
sensiz geçmeyen vakitleri öldürmemin sebebiysen?
Ya da sen kaç yıl yatardın
çaldığın ömrümden hüküm giysen?
Aklımda aklın kaldı
ömründe ahım
Kimse hak etmiyor yalnızlığı
yüreğindeki kalabalığa vahım
Az yara almış ikinci el bir yürekle
Nefes midir sevgili
Gittiğinde boğuyorsa
Ay’ın yalnızlığını mı örnek almalı
İnsan insandan soğuyorsa
Ama umutsuz da yaşanmıyor…
Bebek midir mesela güneş
Çay da bitti
Tıpkı senin gibi...
Az önce masadan alıp çekip gitti
ince belli bardağı, garson...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!