Mutluluk dediğin
Leyla ile Mecnun'un ektiği meyvesiz ağaç
Kuru dallarına yuva yapmış yalnız kuşlar,
hep sevda meyvesi aşermiş...
Oysa o ağaçta aşka düşenler
Köre, "Gözlerini kapat. Sana bir sürprizim var" demişler, "Görmek istemiyorum" demiş...
Aşktan anlamayana
Yüreğini sevda şarabına batırıp altın tepside sunsan
yanında meze arar
Annesi ölene öksüz derler
babası ölene yetim
Sevdamı öldürmeseydin eğer
yeniden doğmaktı niyetim...
Şimdi Ne derlerse desinler adıma
Çocukluğumuzda,
"Misafirler gelecek odanı temiz tut"
diye tembihlerdi annelerimiz...
Belki de o yüzdendi
gönlümüze kim misafir olsa,
pırıl pırıl sevmelerimiz
Yalnızlığım diyorum
Nasıl olsa kimse uğramaz diye,
çok dağınıktır orası...
Ama sana ait bir yer var
Çocukluğumu bile sokmadı içeriye annem...
Bir çocuğun elindeki misket
yaşadığı dünya kadar büyüktü
Bazı insanların dünyaları
bir çocuğun elindeki misket kadar küçüktü
Sevda dolu yüreğinden sınırdışı ettiğin
sevgiye fakir bir milliyetçiyim.
istersen terörist ilan et beni
Yine sana göçmen
yine sana mülteciyim
Gramla mutluluk satan kuyumcularda rastlardım gözlerine
Cebim kadar yüreğim de yanardı.
İşporta tezgahlarının ikinci el kitapları kadar,
yorgun ve değeri yitirilmiş yaşantımın arka bahçesinde yeşerirdi
kuru dallarımın yaprakları.
Sevda raflarında satılmıyor
Türkçe mutluluk sözlüğü
Hep uzaktan baktık birbirimize
Aşkın yok mu yakın gözlüğü?
On bin tane şiir okuyup,
yüz bin aşk acısına şahit oldum.
"Nasıl dayandınız bu acıya?" diye,
on bin şaire sordum
"Yaşayan ölüydük" dediler,
on bin kere çiçek açtım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!