Vakit gelince,
Kırılır elbette saatlerin zinciri
Bir çağrı duyulur ötelerden,
Kimsenin işitmediği,
Ama her ruhun ezelden tanıdığı...
Bir anda
Bir sessizlik iner insan yüreğine.
Ve insan,
Kıyısında yıllarca beklediği
O büyük denize doğru yürür.
Ufuk susar, gün batar
Güneş
Altın bir taç gibi bırakır göğü.
Rüzgâr,
Son kez dokunur ak saçlarına
Sonra görünmeyen bir limandan
Siyah yelkenli bir gemi kalkar.
Ne tek çığlık vardır ardından,
Ne de dünyayı sarsan bir veda.
Rıhtımda kalanlar ağlar sessizce
Ne de olsa
En eski yarasıdır ayrılık insanlığın
Fakat yolcu dönmez, bu seferden
Sadece bir anne duası kalır kıyıda,
Bir eşin gözünde titreyen son bakış,
Bir evladın
Yüreğinde büyüyen hasret...
Gider insan dünyadan
Yıllarca "benim" dediği her şeyi
Soğuk bir mezar taşında bırakarak
Ey yaşayanlar!
Siz ayrılık sanırsınız bunları.
Oysa ölüm, sonsuzun kapısında
Bir kandilin sönmesi değil,
Daha büyük güneşin doğmasıdır.
Bakınız: gece sandığınız şey,
Belki başka bir âlemin sabahıdır.
Sessizlik sandığınız şey,
Belki meleklerin bir şarkısıdır.
Bu yüzden ufka bakıp
Ağlayan insanlara derim ki:
Hiç kimse yok olmaz.
Bir dalga çekilir gözden,
Denizden bir şey eksilmez.
Bir yıldız kayar karanlığa
Göklerden hiç bir şey eksilmez
Söyler misin hangi tohum ekildi de
Tekrar gün yüzü görmedi
İnsan da böyledir.
Bir gün
Ayrılsa da dünya denen kıyıdan
Ruhu Yaratan’ın sonsuz
Denizinde yol almaya devam eder.
Bütün yolların
Rahmet kapısında birleştiği yerde,
Yine kavuşacağız elbette
Ve o vakit anlayacağız:
Meğer ölüm, bir son değil,
Sevgiliden sevgiliye,
Azdan öze yol alınan kutlu bir sefermiş.
Kayıt Tarihi : 13.06.2026 12:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Denizli




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!