Hani söz vermiştin bana,
Beraber biz gidecektik.
Aşkın kanlı sapağında,
İkimiz bir ölecektik.
Sen semasın, evren senin;
Ben doğdum secdeye direndim
Ve ilk isyanı başlattım.
Ateşti özüm, küfürle yandım; düştüm, ama unutulmadım.
Siz yürürken ışıkta, ben hep gölgelerdeydim,
Boşluktaki ses kararsızlıktaki çığlık,
Yükselmek mi istersin? Ruhunu bırak eşiğe.
Şuramda, yüreğimin doruğunda
İnceden bir sızı, kurşun yarasında.
Delice bir ateş, yürek sızısında
İlmek ilmek ördüğüm sevda, gece karasında.
Rahat durmaz içimdeki asi savaşçı,
Şiirin büyüsüne kapılan bir ruh,
Kelimelerle dans eder, duygularıyla coşar her an.
Sözler bir kalemle melodilere dönüşür,
Oysaki kalem sihirli değildi.
Şiirin naifliği, şairin suskunluğuydu o melodi;
Dizelerden dökülen her sözcük, bir dostun hediyesi.
Dizleri yırtık pantolonum
Yamalı ceketim, sökük çorbım.
Avucumda, bir dilim kuru ekmek.
Çiğ düşmüş çayırın üzerindeki, kırık bank.
Tüm varlığım buydu.
Tek dostum, sabah simidimi paylaştığım,
Arada ağlar, bazen gülerim.
Yoldaştır bana, kimsesiz şiirlerim.
Yer, yer, bağırır arada,gürlerim.
Umutsuz sevdalar üstüne, fırtına olur eserim.
Umutsuzluğumu, iki duble rakı ile ezerim.
Çatılır kaşlarım, sevdanın doruğuna.
Ben, artık yılmış bir şairin
Yorgun kalemi gibiyim.
Önümde duran beyaz sayfalara
Hiç bulaşmak istemiyorum.
Artık acıyı, hasreti, özlemi, ihaneti
Beyaz kağıda bulaştırıp kirletmekten;
Yaşamak değil, hayata tutunmak...
Ve ondan da kopuyorum, ağır ağır.
Sensiz yaşam denen bu müsvedde ömürde,
Ölmeye beni de çağır.
Kimi aşka tövbeli, kimi sevdaya sağır;
Ben seni zorla almadım ki, sol yanıma.
Geldin girdin, yürek tahtıma.
Bir gün seveceğim, gelmezdi aklıma
Şimdi ise sarılmışım,tek kadeh şarabıma.
Meze değil ki, sevdam masada.
Ne güzel di dimi.
Ben ,seni küertçe seviyordum.
Sen, beni hiç bilmediğin bir dilden anlıyordun.
Sen bana, ez jı te hezdıkım.
Ben sana, seni seviyorum diyemedim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!