Biz büyük diye mi kirlendi dünya,
yoksa zaten hep kirli bir dünyada mı büyüdük?
Yürüdüğümüz yollar mı dikenliydi,
yoksa biz mi yoldan sapıp
dikenlerin üstünden yürüdük?
Gurbet, özlem, yalnız bir hayat, mutlu bir yaşam.
Bunca zahmetli koşuşturmanın içinde, huzurlu bir bakış.
Yarı ağlamaklı gözlerim, ilk kez umut ile dolmuştu.
Ve senin saçlarında, ufaktan olur akşam.
Bazen, memleket hasreti, ana özlemi,
Ve kardeş muhabbetine hasret.
Hani söz vermiştin bana,
Beraber biz gidecektik.
Aşkın kanlı sapağında,
İkimiz bir ölecektik.
Sen semasın, evren senin;
Ben doğdum secdeye direndim
Ve ilk isyanı başlattım.
Ateşti özüm, küfürle yandım; düştüm, ama unutulmadım.
Siz yürürken ışıkta, ben hep gölgelerdeydim,
Boşluktaki ses kararsızlıktaki çığlık,
Yükselmek mi istersin? Ruhunu bırak eşiğe.
Şuramda, yüreğimin doruğunda
İnceden bir sızı, kurşun yarasında.
Delice bir ateş, yürek sızısında
İlmek ilmek ördüğüm sevda, gece karasında.
Rahat durmaz içimdeki asi savaşçı,
Şiirin büyüsüne kapılan bir ruh,
Kelimelerle dans eder, duygularıyla coşar her an.
Sözler bir kalemle melodilere dönüşür,
Oysaki kalem sihirli değildi.
Şiirin naifliği, şairin suskunluğuydu o melodi;
Dizelerden dökülen her sözcük, bir dostun hediyesi.
Dizleri yırtık pantolonum
Yamalı ceketim, sökük çorbım.
Avucumda, bir dilim kuru ekmek.
Çiğ düşmüş çayırın üzerindeki, kırık bank.
Tüm varlığım buydu.
Tek dostum, sabah simidimi paylaştığım,
Ruhum yaralı, gözler kapalı
Sana aldandım canım
Sonum darağacı
Yollar kapalı, yıllar aralı
Varamadım ben sana, ölüm sıralı
Arada ağlar, bazen gülerim.
Yoldaştır bana, kimsesiz şiirlerim.
Yer, yer, bağırır arada,gürlerim.
Umutsuz sevdalar üstüne, fırtına olur eserim.
Umutsuzluğumu, iki duble rakı ile ezerim.
Çatılır kaşlarım, sevdanın doruğuna.
Ben, artık yılmış bir şairin
Yorgun kalemi gibiyim.
Önümde duran beyaz sayfalara
Hiç bulaşmak istemiyorum.
Artık acıyı, hasreti, özlemi, ihaneti
Beyaz kağıda bulaştırıp kirletmekten;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!