Her tarafım zulüm , zulüme bu isyan.
Var olsun,bu zulme ,baş kaldıran.
Katlime bir ferman, yok derman aramam
Nedir bu kin, bu öfke, bu katliam?
Günün kederinden, gecenin hüznünden,
Yorgun yüreğimden, birde sen vurma yar.
Bir gecede, kaç şarkı tükettim.
Kaç şiiri katlettim.
Kaç sevda kurşuna dizdim.
Kaç defa darağacından döndüm.
Bilemezsin, bilme.
Kaç ay, kaç yıl, kaç mevsim geçti.
Ne kadar anlatsam da
anlayanım yok.
Ölmüşüm, ağlayanım yok.
Ben alıştım apansız gidişlere;
bu yüzden gitmedim, sırf sen üzülme diye.
Sebepsiz değildir gidişler
Anılarda kalır kahkalı gülüşler
Artık doğmaz oldu saçlarına topladığım güneşler.
Kırgın yada kızgındır
Sırt çevirmiş bize.
Mas mavi gökyüzünde Bir beyaz bulut
Kimsesi olanlar dahi açken sevgiye,
Kimsesizler nasıl yansın kimsesizliği ne?
Dünya bu kadar kin, nefret, öfke kusarken,
Sevdayı nasıl sararsın benliğine?
Zaten, ayıplar la büyümedik mi?
Günah denip, yolumuzdan edilmedik mi?
Hep utanarak, başı önde yürümedik mi?
Törelere kul olup, hangimiz ölmedik ki.
Oysaki, tek istediğimiz, biraz sevgi, bir tutam yaşam.
Aşar mıydın dağları, nehirleri?
Yıkıp gün eder miydin koca koca şehirleri?
Uçsuz ummanda keşfeder miydin
Hiç tanımadığın yerleri?
Ölü bir şairden dinler miydin
Oysaki daha sözümüz vardı,
Ölümlü dünyada ölümsüz aşka.
Herkesin bir hayat hikayesi vardır,
Kiminin yalnız, kiminin başka başka.
Önemli olan, asırlık bir çınar gibi dimdik yaşamak.
Yalnızlığın uçurumunda oturup
Ufka daldım ve gidişine iki satır yazdım.
Güneşin battığı yerden rengârenk
Gökyüzünde kanat çırpınışını izledim... Özlemin.
Kınalı kekliğin narin sesinden nağmeler dinledim.
Hala, bıraktığın yerdeyim be dostum.
Aynı evde, aynı pencereye bakıp bekliyorum.
Yalnız ve karamsar.
Arasıra, parka gidiyorum
oynayan çocukları izlerken, yeniden hayata dönüyorum.
Seviyorum parkları, her yerde masumluğun ayak izleri, saflığın telaşı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!