I.
Bir pazar sabahı tenhalığı bu, terkedilmiş sokak hüznü
Kente dün serilmiş asfaltlar boyu uzayıp giden
Doğmamış bugüne henüz güne değen ne varsa,
Arta kalanların yatışı verilmiş hastanelerde,
Öteye bakış korkak, seslerde
Günü bekliyor bir adam; sıradan, sıkıntılı.
Dönmüş yazlıkçıları sayfiyelerin, o dinlence telaşı...
Şehrin teslim aldığı buğulu yankı boğuk çıkıyor:
Yaşama kenar olmuş fısıltılar, bir varoluş öğüdü.
II.
Olmayacağın bir yerde olmanın o suçlu çocuk sıkıntısı,
Sessiz bir ağaç eğiyor başını kimsesiz sokağa
Kaldırımların sırtına binmiş ıssızlığın soğuk hüznü,
duvar diplerinde sırıtan bir ıslık şimdi.
Sokakta kayıp fısıltılar çalıyor sıcak yaz anılarını,
Yollar boş, dinleniyor asfalt
Zamana bir yükü yok sabahın, dünün o eski süsü...
III.
Trafik ışığı tellendirmiş renklerin izmaritini,
Püfür püfür yanıyor, biri diğerine küslü.
Hapis kalmış mazgallarda yol çizgileri, park yerleri,
Şehir bir kabusta; kışına uyanmadı daha
Zaman var kalkmaya, ziyanlar orada değil,
Kalpler ıslak, yorgun evlerde adamlar, demirler küflü.
IV.
Yaz bitti işte, ertelenmiyor artık tatilcilerin dönüşü
Sarı uyarıyı bekler şehrin yorgun sokakları,
Stresli köşe başları, kaldırımlar, kırmızı ışıklar...
Sokağın yayalara ait sesleri acıklı bir koronun içinde,
"Şimdi geçebilirsiniz" deyişin o elektronik sesi
Gibidir Kent… Değil Mi? Hayatın acıklı gülüşü...
(kAD’r+)
31 Ağustos’26
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 23:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!