Namus Borcudur Umut Şiiri - Ali Fırat Dicle

Ali Fırat Dicle
203

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Namus Borcudur Umut

NAMUS BORCUDUR UMUT

Surların gölgesi çökerdi üstümüze,
Lo bra, hani diyordun ya,
"Diyarbekir bir sevdadır" diye…
Dört hançer yarası aldım,
Dört ayaz, dört puslu gece,
Tek ayaklı minarenin dip karanlığında.
Sırtımdan vurdular lo bra,
Sustum…
Kan kustum gecenin köründe,
Tekmelendim dipsiz sokaklarda,
Üstüm başım kan ter.
Toprak bile utandı,
Toprak ki kaç taze ömrü yuttu da gık demedi,
Utandı üstüne damlayan gençliğimden

Tam pes edecekken,
Gözlerim tam kapanacakken
O katran karanlığa,
Yıkıntıların arasından
Ürkek bir kız çocuğu ilişti gözüme.
Bakışlarında korku, bakışlarında sitem,
Bakışlarında koca bir keder…
Utandım lo bra, utandım ulan
O masumun önünde böyle çaresiz,
Böyle sersefil yatmaktan utandım.
Tutundum tarihin o yanık taşlarına,
Doğruldum yeniden
Başım dimdik,
Tıpkı o hiç eksilmeyen,
O hiç yenilmeyen umudum…

Volkan gibi kaynıyordu kanım,
Sığmıyordu göğüs kafesime.
Kaçacak yer arıyordu deli öfkem,
Şakaklarımı patlatırcasına beynimden
Dişlerimi sıktım bra,
Etimi tırnağıma kattım,
Geçtim o zulüm feleklerinin sırat köprülerinden.
Yılmadım lo bra
Kalemi kılıçtan keskin kıldım,
Yazmaktan, haykırmaktan durmadım
Şimdi baksalar,
Her adımda bir yara,
Her köşe başında ayrı bir feryat görürler.
Dicle’nin suyu bile simsiyah akar artık,
Ağıt tüter her evin dumanı tüten bacasında…
Anam ki acıların kadınıdır,
Gözyaşıyla yoğurmuş ekmeğin hamurunu,
Soğuk acılarını,
O bitmez hasretliği pişirmiş kor ateşli tandırda.
Ama bitmedi bra
Teslim olmadı bu kan revan yürek
En güzel türkülerimi,
En gür avazımı daha söylememişim
Kursakta kalmaz benim hevesim
Dersim’in o yalçın,
O dumanlı dağlarında,
Munzur’un coşkun sularında söylerim de geçerim

Kaçak tütüne sarmışız dertlerimizi,
Acıyı nefes nefes çekiyoruz ciğerlerimize.
Dumanı savururken gökyüzüne,
Ömrümüzün bedelini ödüyoruz azar azar…
Dört duvar arasına sıkıştırmışlar bedeni, ne çıkar?
Kirası peşin ödenmiştir bu fani ömrün,
Zindan karanlıklarında,
Hücre soğuklarında
Kör pencerelerden bakarız dünyaya,
Kimse bilmez,
Kimse duymaz sitemimizi.
Ama inadına lo bra, inadına
Güneş en ilkin bize doğar,
En ilkin bizi selamlar Surların ardından
Bir sabır taşı gibi tespih çekmek parmak uçlarında,
Dar koridorlarda volta atmak,
Delikanlının namusudur,
Sevdasıdır bra
Ne bileğe vurulan o soğuk kelepçe,
Ne de beton hücrelerdeki o kapkara zulüm,
Susturabilir mi sence,
Yüreği halkı için, memleketi için çarpan bir şairi

Bak, izle yukarıyı
Karanlığın en koyu,
En zifiri yerinden doğacak o yıldızlar.
Kavuşmanın, özgürlüğün,
O beklenen şanlı baharın müjdesidir
Kış ne kadar sert geçse de,
Sonu bahardır bu kanlı coğrafyada.
Umuda bin can kurban olsun,
Tek bir fidan, tek bir karanfil solmasın diye…
Gelecek o güzel günlere,
O sonsuz, o baş eğmez özgürlüğe,
Tüm canlar feda olsun be Bra
Tüm canlar feda olsun…

15.08.1992

Ali Fırat Dicle
Kayıt Tarihi : 22.05.2026 09:32:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!