Aşkının esiriyim zincir vurdun gönlüme
Merhem olacak mısın tükettiğin ömrüme
Ya al beni yar eyle ya zehir koy önüme
Çekilmiyor bil sensiz ne gece ne gündüzler
Ne gurur kaldı bende ne huzurlu bir tek gün
Kınında paslandı kalem bu ara
Zavallı gönlümü çektiler dara
Kapanır mı sandın açtığın yara
Zülüfün telinden as beni beni
Hayat seni bir seçime zorluyor
Bir hoşçakaldi
Aramıza giren
İstanbul trafiğinde
Elim kolum bağlı
Dillerim lal
Söylesem bir türlü
Sekizinci günüm,
Yirmi beşinci saatim
Elli üçüncü haftam,
On üçüncü ayım ,
İmkansızım ol...
Ama var ol
Bir ses yükselir tarihin içinden,
Alın teri, kalem izi, barut kokusu…
Emekçi kadın fabrikada üretirken yaşamı
Bilim kadını ışık saçarak aydınlatır yarını
Kimi zaman
Ayakları büzülmüş bu şehirde
Nemli duvarlara yaslanır çocuklar
Martı çığlıklarının gölgesinde
Bu şehir inler sessizce
— Kalk, bak!..
Sen gittiğin zaman
Kar yağdı üzerime
İstanbul üşüdü
Demir aldım Karaköy'den
Dört nala geçtim
Şu koca aleme bir kuş misali
Tüneyipte uçar insan dediğin
Öyle bir yolcu ki bağlasan durmaz
Gün gelince göçer insan dediğin.
Verirsen çok değer aşar haddini
Gecenin omzunda titreyen
Bir kandil gibidir insan,
Her estiğinde rüzgar,
Direnir sönmemek için.
Avuçta saklanan bir damla su...
Çileyi doldurup altın kadehe
Sundun da elinden içmedim mi ben
Herkes mutluluğa yelken açarken
Dert için geceyi seçmedim mi ben
Sen uyu sevdiğim gülsün gözlerin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!