Var mı ki beklemekten
Başkaca bir ihtimal
Her günüm ayrı dram
Her saat başka bir hal
Gecemde aynı hüzün
Erzurum ilinde çifte minare
Salınıp ta gezme sen dadaş kızı
Od düşmüş sineme yok mudur çare
Bu gönlümü ezme sen dadaş kızı
Oltu'nun taşını dizsem sinene
Derdim öyle çok ki dostum
Ağlıyorum gülmüyorum
Yaşamanın gayesi ne
Soruyorum bilmiyorum
Soruyorum ben herkese
Kırık kalemim
Gezinirken kağıdın üzerinde
Anlamsızca
Gözlerim vuslata dalar
Ama sen yoksun
Direnemedi ırak gökten yağan ateşe
Bütün dünya şaşırdı böylesi bir gidişe
Sözde kaldı Bağdat’ın onurlu direnişi
Çabuk kabullendiler hayasızca gelişi
Ne ortada ordu var ne de Saddam’dan eser
Nereye kayboldunuz ey bunca vatansever
Güneş doğmak uzereyse.
Hakimse sensizlik her yana.
Çalıyorsa yüreğinde sessizliğin ezgisi
Susma
Bağır çığlık çığlığa
Karanlığın yüzüne
Geceleri tükettim durdum
Yarı uykuda ,yarı uyanık
Tükenmedi yüzüne olan hasret
sana olan susuzluğum.
Haydi doğrul, fırla yatağından koşarcasına
Gözlerini tanırım senin
kimse bilmezdi
nasıl başladığını bu hikâyenin
bir mart sabahıydı belki
gökyüzü yeni doğmuş bir çocuk gibi çıplak
rüzgâr bebek nefesi gibi ürkek
ve ben,
Kuş olsam,
Konsam pencerene .
İçeriye almazsan
Hüzün dökülür kanatlarımdan.
Mavisi gözlerinin
Kuş olsam konsan pencerene .
Almazsan içeriye hüzün dökülür kanatlarımdan.
Mavisi gözlerinin firari yüreğimde tutuklu
Önce ısıttın gözlerinin buğusunda
Sonra bıraktın bir başıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!