ahşaptan yapılmış bir enstrüman bu
tellerini izlerken bile heyecanlanırım.
iki adım geri gider duruşuna bakınca
rengi aklımı alır ve desenleri...
ve de usta bir elde; o sesler
tonlamalar, süslemeleri...
çok yalvardım, çocukken, gençken
beni bu enstrümanla tanıştırın
ve ya bulun! alın!
yok!
her yer kapı duvar...
bir gün gittim kendim aldım
öğrenme yaşında değildim.
öğrenmenin yaşına inanmam.
ama ideal yaşta değildim... bence
ben normalde solak bir insanım.
ona göre enstrüman almam lazım
buna bile takılmadım...
adı; Keman
dediler ki Hasan hoca var bir tanışın
gittim yanına uzatmayayım.
gözleri görmeyen bir adam...
bu adam bir çok müzik aletini çalabiliyor.
ve notaları ezbere biliyor.
keman konusunda ise
resmen keman ağlıyor...
ben biraz hızlı ilerliyorum
çünkü; tüm günümü kemana ayırıyorum.
normal şartlarda;
sadece o keman yayını kullanmak
altı ay gibi bir eğitime bağlı derler...
bu enstrüman en zor olanlardan
omuzda tutulması bir zahmet
nota perdelerinin yokluğu bir eziyet.
o yayı kullanmak ve ona alışmak...
Hasan hoca; hazırcevap, ben; müzip
anlaşıp gidiyoruz...
her hafta onu ders verdiği yerden
otobüse bindiriyorum..
ve öğreniyorum.
görmeyen birinin bakış açısıyla dünyayı...
ona her şeyi mesafelerle anlatıyorum...
iki adım sonra kaldırım var
yarım adım boyunda..
takılmayın!
otobüs geldi kapıyla kaldırım arasında
bir adımlık boşluk var...
düşmeyin!
ortalama bir adımla otobüse binin...
bu şekilde kodlamalar ve mesafelerle
onun dünyasını algılayıp.
ve ona tekrar anlatıyorum.
sürekli batı müziği....
yerel müzikler hiç yok.
Hasan hoca parapsikolojiden bahseder
o der ki;
eğer durduk yere moralin bozulursa
bu bir sinyaldir
bazı insanların ruhları ve beyinleri
birbirine bağlıdır.
sinyaller gönderir.
inanıyorum aslında bu konuya ben
o kadar batı müziği eserinden sonra
ilk defa bir türkü çalmam için ödev verdi
bende kendime güvenerek.
notaya bakmadan çalarım sandım.
Hasan hoca elime sarıldı
Allah'ını seversen dur!
bu türkünün bir ruhu var! :)
hocam hemen çalıp
bu aşamayı geçsem?
oğlum!
biri varmış
altı yaşında kral olmuş
ama on yaşında da ölmüş.
acele etme!
her şey yerli yerinde...
bu arada notaları yazmam gerekliydi
çünkü o transpoze ederek ..
notaları tek tek söylüyordu...
tekrar elime sarıldı
solak mısın oğlum sen!
evet hocam!
ulan! baştan niye söylemedin!
solak bir kemanla öğrenmem lazımdı
bunu ben neden baştan söylemedim?
adam görmüyor ki
Hasan Hocam!
keman çalan insanlar
kalp hastası olur derler... doğru mu?
yok oğlum!
öyle olsa ben olurdum.
Hasan hocanın ailesiyle tanıştım
çocukları ve eşiyle
şehit olan rahmetlik abisiyle
duvarda ki resim vasıtasıyla
altı ay gibi bir süre
bu şekilde geçti...
bana son bir ödev derdi
Türk marşı!
bunu çal ondan sonra
tamamen arabesk ve tsm çalarsın
ben çalabiliyordum ama ritmi çok hızlı
buna alışmak gerekli
ilk hafta Hasan hoca beğenmedi
ikinci hafta telefon ettim
olmamışsa yorulmayın hocam!
kursa kadar gelmeyin
dinledi!
olmamış dedi
üçüncü hafta kendisi telefon etti
helallik istedi...
kalp krizi! geçirmiş
bir hafta sonra ise vefat etti
kalp krizi sonrası enfeksiyon!
hani keman çalanlar
kalp krizinden ölmezdi
hani bu bir şehir efsanesiydi
ve hani Türk müziğine geçecektik.
şimdi sen yokken
bu alete nasıl dokunabilirim...
aynı yıl o kemanı çantasına koydum
hala duruyor işte...
ölümün bile şaka gibiydi :(
Alper Tunga 3
Kayıt Tarihi : 10.07.2026 22:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!