I.
Tanrı kelebeği
İki defa yarattı,
İkisinde de cezalandırdı
birinciyi altın koza içinde hapsetti,
küçücük dünyamda büyümeyi bekledim
büyüyüp olgunlaşmak için sabrettim, direndim
beğenilmek için çok güzel olmak istedim
güzel olmak gerekmez sevenlere, öğrendim
her çiçeğin tadına bakacaktım sormadan
Benimle işin bitti mi?
Kapatıyor musun bütün kapılarını?
Nereye gidiyorsun?
Böyle ardına bakmaksızın apansız, sessiz, elvedasız...
Bir işin kalmadı mı sevmekle, sevilmekle?
Beni terk mi ediyorsun! ? …
Hayat çekilmez
.....................................dürtü olmadığı zaman
ve tüm dürtüler boşunadır
Kendime bile söyleyemiyorum,
Korkuyorum itiraf etmekten,
Seni sevdiğimi…
Seni sevmek!
Seni olabildiğince çok sevmek!
sus be meyhaneci
sus
ben de biliyorum
tenimin seğirmesinde
tenimin kırışmasında gördüğün gibi
güllerin de solduğunu
On Kasım İki bin on iki; Anıtkabir’de,
Atatürk’ü anıyoruz yaslı yüreklerde
Ata’mı yad ederim, hüzünlü günümdeyim
Yarıya indirilmiş bayraklar önündeyim
yarım bıraktığım şiiri tamamlamak için
geleceğim demiştin
giderken
aklıma gelen başıma geldi,
gelmedin...
Bir Eylül yağmuruydun,
avuçlarımda biriktirdiğim,
içtiğim...
Üşüyordu dudaklarım, dokunamadıkça dudaklarına;
utangaç bir adamın gülücükleri yapışmıştı ve mahcuptular...
senden önce ben bir "hiçbir şey" idim
var mıydım bu dünyada? hatırlamıyorumi
ot gelmiştim, ot gidiyordum...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!