Tanımadım mı sandın, kim resimdeki bebek
Ben seni ayağının izinden de tanırım
Yalan mı? Her kıvrımı ezberletinceye dek
Kalbimi yeterince çiğnemiştin sanırım
Anlamadım mı sandın bilerek koyduğunu
Öyle ağır ki yokluğun
Söyle sensiz nasıl çekilir bu yük
Giderken içimde açtığın boşluğun
Yıllardır kapladığından çok daha büyük
Çaresiz çekeceğim, çok acı verse de bu işkence
Yankıdan karları eriyip aksın
Adını Alpler’e seda edeyim
Gözlerim hep sana, tek sana baksın
Diğer tüm kalplere veda edeyim
Şu yalan dünyada tek gerçek tattın
33 Yılın Anısına, Sevginin En Anasına
Canım Anneme,
Uyumayıp uyutanım
Acılarını yutanım
Kederliyken avutanım
Bin müfteri bin türlü kara çalsa aldırmam
Senin bir sui zannın dafi karadır bana
Vursalar şah damarım yara alsa aldırmam
Senin bir kaş çatışın kafi yaradır bana
Taşı toprağı altın dendi, sen de geldin ya
Gelmez olaydın kardaş, sürgün yeri bu şehir
Tası tarağı topla, göç git geniştir dünya
İstanbul, her gün yavaş yavaş öldüren zehir...
Beğenilmeye değer illa her güzel kadın
Sevilmeye de değer varsa elbet çok aklı
Özlenmeye layıktır, dilindeyse hep adın
Aşık olunma dersen, ışımalı ahlaklı.
Ne göğüs kafesinde
Ne ciğer kovuğunda...
Sadece
Sevdiğinin avucunda yaşanır
Kalp sıkışması
Bir başka eli
Tevazuyla eğmişsin, o dağ gibi gövdeni
İncinmesinler diye, cüce dolu ülkende
Bilsen ki “kambur” diye yaftalıyorlar seni
Bomboş bakışlarıyla serinlerken gölgende
Çok özledim be adamım
Gel de dikil karşıma şöyle
Bunca zamandır yoksun
Görüşmeyeli nasılsın, söyle
İstersen hiç konuşma
Önceden yaptığın gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!