Şu bülbülün çırpınışı
Gözyaşları bir gül için
Kan kırmızı akan yaşı
Yürek yakan aşkı için
Yaban gülü dağ başında
Bizim köyün bağlara tilki gelip dadanmış
Tadına doyulmayan güzellere bakarmış
O dillerin şerbeti dudağından akarmış
Koşup gel de güzelim buluşalım bağlarda
Üzümler asmalarda salkım saçak dururken
Bulutlar toplanmış yar'in üstüne
Gölgelik eylemiş yürek yanmasın
Nazara gelerek gülen yüzüne
Ay cemale zarar verip yakmasın
Sen ışık ol bense dönsem çevrende
Bu nasıl bir dünya
Herkes kendince girmiş bir oyun içine
Şu dünya dönmüş oyun bahçesine
Kimisi kör ebe oynayıp, gelip bana çarpıyor
Kimisi belinden tabancasını çekip
Seni vurdum, oyundan çık diyor
Unutamam seni yar, bu sevda bende varken
Selamına hasretim, görmeye can dayanmaz
Köz üstünde yüreğim, cızır cızır öterken
Lime lime eriyor, bu sevda bırakılmaz
*
Huzmesi ıraktandır, oldukça zayıf parlar
Bu Vatan Hepimizin
Dar gününde vatanın
Birer neferi olduk
Sormadık sen kimsin diye
Hepimiz birer erat olduk
Ali'si, Ahmet'i, Hasan'ı ne fark ederki
Çabucak yatsan dedi, görür görmez halimi
Nasılda utanmıştım, o sözleri duyunca
Niye gözün kızarmış, dedim bu bir belâmı?
Yüreğime el vurdu, ulu orta soyunca
**
Nefes alış verişin, oldukça ateşlidir
Kitap taşımaktan utanan cahil
Kendini anlatmak kolay mı sandın
Üç kelime ile sanırsın ehil
Ariflerle olmak kolay mı sandın
Sohbete koyulsan sohbeti zordur
İstedikçe verdik doymadı gözü
Namerdin bitmiyor ağzında sözü
Cahilin yürekte yanarken közü
Havanda su döver cahilin özü
Şu kırat gemiyi almış azıya
Bir cahilin peşinden yıllar yılı koşarken
Ne iz belli ne yolu şu ömrümü vermiştim
Engellerin üstünden üçer beşer atlarken
Taşlı dikenli yolda ömrü boşa sermiştim
İçine şeytan girmiş insanlığı yok olmuş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!