İnsan mısın melek mi? uzaklardan gelen mi?
Bakışların çok farklı, benliğimi yakansın
Kırık dalda öterek, ateşlere atan mı?
Dağ başına fırlatıp, sürgünlere salansın
*
Uzun sözün kısası, kalbe varıp ulaşmak
Kara bulut karartmıyor her zaman
Nasibini getiriyor arkadan
Bak gör Şimdi yağmuru toprağa akıtan
Toprakla karışıp mis gibi etrafa kokuyu salan
Bereketi, aşı verir insanı, hayvanı ayırmadan
Fışkırır topraktan, filizlenen tazecik şu candan
Karadeniz yaylasında
Dağların tam ortasında
Huzur veren havasında
Tut elimi hadi gidek
Yükseklerden akan suyu
İnsanlık kalmamış her gün ölürken
Kara elmas diye tutturmuş gider
Ordular gönderip seyre dalarken
Kara elmas diye delirir gider
Dünyanın sahibi kendinin sanar
Kara gözlüm uzun saçlım
Yanağında güller açmış
Hayatımda oldun balım
Bir buseyle güller açmış
Kaşın kara gözün kara
Kara kışta geçti benim karşıma
Derdin çoktur anlat abey dediler
Ağzı yaymış gözü fırlar dışına
Alay edip keyif sürmek isterler
Çay içerken laf sokmaya hazırlar
Gözaltından, sessiz sessiz bakarken
Dudağını büzüp, yürek yakıyor
Ummandan ummana bağlar kurarken
Aşkın ile yaktın yıktın kara kız
*
Ben koşarım, düştüm güzel, peşine
Ben üstüme kar'dan yorgan örterken
Milletime selam olsun dostlarım
Son demimde kefen diye giyerken
Elveda diyorum candan dostlarım
Canım sana feda olsun Türkiye'm
Karanlıklar dünyayı her bir yönden sarınca
Işığı yakacaklar dolu dizgin kaçıyor
Konuşanı susturan, dilleri lal yapınca
Alimlerin yerini cahiller hep kaplıyor
İlim irfan yolunda, haz alarak yürüyen
Sarılıp kalmıştın dünyanın hep malına
Niyeyse doymuyor kara kuru gözlerin
Göz diktin günlerce her gün elin malına
Mal mülkü görünce Hakk görmez kara gözlerin
Yiyenler yedikçe, doymaz oldu yalana




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!