Göğsümde taşıdığım paslı bir zırh değil, yenilgilerin ağır tortusu artık,
Kılıcım keskinliğini, ruhum inancını kanattı sığındığım bu meydanlarda.
Zafer dedikleri, avuçlarımda soğuyan bir avuç külden ibaretmiş meğer,
İnsan kendi kalbini siper ettiğinde, aldığı her yara doğrudan cana değer.
Nice dumanlı harplerden geçtim; kâh galibin kibrini kuşandım, kâh enkazın ta kendisi oldum.
Şimdi pusulası kırık, menzili yağmurlarla silinmiş bir yersizim,
Hangi ufka dönsem, adımlarım sadece kendi boşluğunda yankılanıyor.
Silah sesleri sustu mu, yoksa asıl harp içimdeki bu sağır edici sessizlik mi, bilmiyorum.
Yolunu yitirmek kör bir karanlığa yürümek değil, yürümeye olan inancını kaybetmektir.
İzimi arıyorum toprağa düşen gölgelerde, tanıdığım bütün haritalar yakılmış...
Sırtımda taşıyamadığım bir gökyüzü, ayaklarımda mühürlenmiş sokaklar var,
Galiba ellerimden kayıp giden bu son direniş, doğrudan kendi umudumaydı.
Diz çöküyorum geçmişin dumanlı ve kimsesiz cephelerine yavaşça,
Bazen en büyük mağlubiyet kılıcın kırılması değil, uğruna savaşacak bir şey kalmamasıdır.
Kırık bir kılıç, yorgun bir kalp... Ben bu son harbi, galiba kendime kaybettim.
Kayıt Tarihi : 24.03.2026 01:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!