Anadolu bağrından kopan, bir ses oldular,
Özdeki cevher ile, gönüllere doldular.
*
Yabancı kalıpları, bir kenara ittiler,
Halkın kendi diliyle, öz yoluna gittiler.
*
Bugün hokkanın ucu sızladı,
Tertemiz parşömenin üstüne,
Lacivert kederini bıraktı...
Çizgilerin sıralı akışında,
Bütün, sessiz harfler yarıştı.
*
Efsanedir demirdağ, yürek sızımız,
Zifiri karanlık, bir şafak vaktinde,
Kafa tuttuk o an, yaban elçiye,
Kızıl tufan koptu, sınır boyunda.
*
Kabarıp taşıyordu, darmadağındı derya,
Dolar bakışlara, koca evren,
Geçer o his, donuk yüzlerde,
Bir zerre kaybolmuş, fikir ummanında.
*
Niyetler tutsak, kendi kabuğunda,
Örülse de set, bir heceden taşar nehir,
Açlık sinsi ateş gibi, yakar içimizi,
Yeminler edilir, bozulur dizi dizi,
Sabır taşı çatlar, dayanmaz buna yürek,
Uzanmam sözü verilen dala, gider bilek,
Yasaktır sandığın, o tatlı şerbet gibi,
Büker bileğini savunmasız hal, tipi,
Bu koca şehirde, umut yeşerir,
Her sabah rüzgarı, sertçe eserdir,
Türlü yüzler, geçer caddelerinden,
Kalabalık meydan, hüzünle erir.
*
Köşe başlarını, tutmuş gölgeler,
Sabah akşam, tutuk ense,
Keşke rüzgar, ılık esse,
Şu tutulma, bir ses kesse,
Kocattınız yaşlı şahsı.
*
Nerede o dik duruşlar?
Neciyim, şu köhne devranda,
Her yanda, gam keder kol gezerken,
Hicivler ve nüktelerle,
Zihinlere neşe serpen...
*
Neciyim, şu köhne devranda,
Şayet bulunmasaydı, köhne öğretiler,
Bilhassa, kökü maziye dayanan o efsaneler,
Kulların hafızasına paslı, zehirli hülyalar sızmasaydı,
Çoktan göçmüştü beşeriyet, engin boşluklara,
Barınmazdı, küremizdeki hayat sahasında,
Kıyım, sefalet, cehalet gibi illetler,
Çürümüş hedefler, sarmış etrafı,
İyiler dururken, sürer mi lafı,
Toplumu çökertmek, onların vasfı,
Bu köhne sistem, hiç fayda etmiyor.
*
Ellere, ne diye boyun eğilsin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!