Büyülü sözlere, çabuk aldandın,
Ejder gölgesine, sığınıp kaldın,
O sahte tahtı, kendine yurt sandın,
Bu yalancı düş biter, bilmez misin?
Gördükçe şu alemi,
Yalandan bezdim gayrı.
*
Gördükçe şu alemi.
Solmayan o gülleri.
Yalandan bezdim gayrı.
Ayağın takılır, her şeyi yıkar,
Görüşün bozuktur, tavana bakar,
Salyaların durmaz, çenenden akar,
Alemde örneksiz, şaşkın mısın sen?
*
Mahkeme duvarı, o asık surat,
Dönüp bakın sadece geriye,
----yalan söylemez tarih,
Kucakladı her dili,
----birleştirdi birçok mezhebi,
Aynı güle benziyor hepsi,
----farklı olsa da renkleri,
Niçin akmaz şu parlayan ırmaklar o engin düzlerde?
Görürüz biz bu gerçeği lakin dilimiz hiç dönmez ki.
Kırgın mısın ey göklerin parlayan o nurlu yıldızı?
*
Delinmiş midir şu aklın o gümüşten örülmüş duvarı?
Yani bizler de duyarız o sessiz şarkıyı söylemeyiz.
İtimat etme, o yaldızlı nutukların büyüsüne,
Kim gariban dostuyum diye, haykırıyorsa,
Bil ki, en büyük yabancıdır senin dertlerine.
Diplomasi dedikleri, koca bir riyakârlık sahnesidir,
Eşitlik vaat ediyorsa, seni basamak yapacaktır,
Barış diyorsa, kavgaya ve kaosa sürükleyecektir yarınlarını.
Bir
----sıfatsa
--------cesur
------------delilik,
Bir
----çeşit
Bir yalnız can gezinir,
Bekleyişle titreşir,
Gönlünde tek istek var,
Sevgiye hasret,
Ah, bu açlık!
Bir bahar çağrısı gibi,
Bilesin ki
----dünyanın
--------merkezine
------------kurulmuşsun
----------------ey yüce
--------------------İstanbul,
Soğuktur
----yıldızların
--------yüzleri,
Terlidir
----güneşin
--------alnı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!