Gönlü güzel olan Yunus’u sever,
İçi kemlik dolan kendini döver,
Özü bencil kalan çirkini över,
Bizler Yunus ile gittik bu yola.
Kabe’yi arayan insana gelir,
Aslını koruyan neslini bilir,
Dostuna yarayan dost için ölür,
Bizler İnsan ile gittik bu yola.
Aliyi bilenler barışı yazar,
Ayrıma düşenler birliği bozar,
Cahille pişenler yolundan azar,
Bizler Ali ile gittik bu yola.
Kanberi görenler güzeli yaşar,
İkrarı verenler sel olup taşar,
Barışı sevenler cenneti yaşar,
Bizler Kanber ile gittik bu yola.
Kanber GÜRBÜZDAL
Damarda kan durmayınca,
Ecel beni yormayınca,
Kara toprak sarmayınca,
Vaz geçer mi gönül senden.
Gün sonsuza ermeyince,
Azrail,i görmeyince,
Son nefesi vermeyince,
Vaz geçer mi gönül senden.
Dünya zinan olmayınca,
Derinlere dalmayınca,
Kanber seni bulmayınca,
Vaz geçer mi gönül senden.
Kanber GÜRBÜZDAL
Doğru git ki gönüllere varasın, Aşkın sarayına tahtlar kurasın, Dermansız dertlere derman olasın, Erenlerin yolu geçer buradan.
Düzgün bak ki sevdaları göresin, Aşkın sırlarına varıp eresin, Türlü meyvelerden dallar süresin, Erenlerin yolu geçer buradan.
Kanber’i der yanlışlardan kaçasın,
Yeşeren dallardan çiçek açasın, Nice barışlara tohum saçasın, Erenlerin yolu geçer buradan.
Kanber GÜRBÜZDAL
Doğru git,ki gönüllere varasın
Aşkın sarayına tahtı kurasın
Dermansız dertlere derman olasın
Erenlerin yolu geçer buradan.
Düzgün bak,ki sevdaları göresin
Gönüldür bizim aynamız,
Sevgidir büyük deryamız,
Paydır muhabbet soframız,
Biz Erenler torunuyuz.
İnsandır bizim Kabe’miz,
Dost acısıdır yaremiz,
Edep, Erkan’dır töremiz,
Biz Erenler torunuyuz.
Barıştır bizim davamız,
Kara topraktır sevdamız,
Sazdır sohbettir gıdamız,
Biz Erenler torunuyuz.
Kanberdir bizim huyumuz,
Kerbela’dan akar suyumuz,
Bin olsak ta bir sayımız,
Biz Erenler torunuyuz.
Kanber GÜRBÜZDAL
Gemisi çıkmış limandan,
Ayrılmış ateş dumandan,
Kurumuş yeşil yapraktan,
Farkım yoktur bilesiniz.
Yağmur düşmeyen çöllerden,
Dalında solmuş güllerden,
Lal olmuş susan dilerden,
Farkım yoktur bilesiniz.
Kaynayan volkan korundan,
Kesilmiş ağaç dalından,
Ağustosta yağan kardan,
Farkım yoktur bilesiniz.
Sazı kırılmış Kanber’den,
Dağ başında ısız yerden,
Feryat eden bir bülbülden,
Farkım yoktur bilesiniz.
Kanber GÜRBÜZDAL
Şeytanı taşlıyor şeytan içinde,
İnsanı yakıyor hırsı gelince,
Oyunu satıyor çıkar görünce,
Hacılıkta bunlar farz mıdır hocam.
Birlik konuşuyor ayrım dilinde,
Barıştan söz eder silah belinde,
Helali unutmuş haram derdinde,
Hak yolunda bunlar farz mıdır hocam.
Tanrıyı savunur haksız yanında,
Abdestli görünür kirli yolunda,
Tokum diyor gözü dünya malında,
Bunca yediğiniz az mıdır hocam.
Ahret diyor gözü Kanber peşinde,
Hurileri görür gece düşünde,
Parseller ayırmış yerin dibinde,
Gittiğiniz her yol düz müdür hocam.
Kanber GÜRBÜZDAL
Ezelimdin sonum oldun,
Yarınımdın dünüm oldun,
Sevdiğimdin elim oldun,
Bunu benden sen istedin.
Gerçeğimdin düşte kaldın,
Önümdeydin peşte kaldın,
Doluydun boşta kaldın,
Onu benden sen istedin.
Dost bilirken düşman gördün,
Işığınken zindan gördün,
Varlığınken talan gördün,
Kini benden sen istedin.
Cananın ken zalim bildin,
Cevherinken pulum bildin,
Kanber iken elin bildin,
Sonu benden sen istedin.
KANBER GÜRBÜZDAL
Servetim gönül bağında,
Buldum sevgi ırmağında,
Çölün kıraç toprağında
Ektim bir gün yeşerecek.
Kökenim yıldız dağında,
Pir Sultan’ın ocağında, Hacı Bektaş dergahında,
Ektim bir gün yeşerecek.
Bedenim toprak yüzünde,
Erenlerin her sözünde,
Onca Kanber’ler izinde,
Ektim bir gün yeşerecek.
Kanber GÜRBÜZDAL
Çok hayaller kurdum ömür yetmedi,
Felek sen doğuştan geçtin önüme,
Attığım tohumlar düştü yetmedi,
Başıma bir duman çöküp de gittin.
Dolandım gurbeti gezdim boşuna,
Hasret kaldım toprağına taşına,
Dertler yoldaş oldu düştü peşime,
Yaşımı durmadan döktü de gittin.
Tat almadım bahçesinden bağından,
Suyunu içmedim karlı dağından,
Kanber’im görmedim senin varından,
Üstüme bir mezar dikti de gittin.
Kanber GÜRBÜZ




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!