Kalk ayağa, susma artık
Pas kokan atölyelerde yankılanan sessizlik yeter!
Toprak seninse
Neden kuru yaprak gibi savrulursun rüzgârda?
Demiri döven sen değil miydin
Çekicin her darbesiyle haykıran bir öfkeydin sen
Ama şimdi
Zincir gibi sarkan gölgeler var omzunda
Ve patronun ayazında üşüyorsun hâlâ
Kömür gibi kararmış ellerinle
Sarıl şimdi göğe yükselen hakka
Bak! Fabrika bacasından çıkan duman değil yalnızca—
Alın terinin sesi
Yanan umutların dumanı da savruluyor göğe...
Patronun sarayında kristal kadehlerde döner şarap
Avizeler yıldız gibi parlar tavanda
Senin payın mı?
Paslı bir çanak, çatlamış ellerinle tuttuğun
Ve o çanağın içinde sadece sessizlik kaynar...
Ekmek bölünmez parayla dostum
Ekmek bölünür yürekle, emekle
Onlar kâr dedikçe biz haykıracağız
"İnsanız biz, mal değiliz kölelikte!"
Tankın gölgesinde susan kalem
Bizimle coşar, bizimle yazar
Sokak lambaları bile bilir bizi artık
Sönmeye yüz tutmuş ama hâlâ dik duran birer tanıktır onlar
Bir kıvılcım yeter, bir söz yeter
Yıkarız kurulu düzeni başlarına!
Çünkü biziz hayatı elleriyle kuran
Ve biziz sabahı çekiç sesleriyle doğuran!
Kayıt Tarihi : 13.05.2025 15:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!