Biner herkes dalına
Gece de koca
Vururlar yükü sırtına
Biri kucağında, biri karnında
Çatlaktır topuğu,acıdır terinin tuzu
Yaşadım sanma,sensiz geçen ömrümü
Boşa geçti yıllarım,nefes aldım sadece
Kadere boyun eğdim,hayâlinle avundum
Çok yandım,çok ağladım,zor gecelerde
Gördüm uzakta hayâl meyâl,
Koştum soluk soluğa sana doğru,
Acep sen miydin ?
Dönmüştün nihayet,asırlardan sonra,
Bırakıp gittiğin Cehennem Dünyama.
Koyu mavi suyunda
Seher vaktinde Karadeniz’in.
Tebessümlü ak yüzünde,
Bal gözleriyle,gamzeli kadın,
Artemis gibi...
Gülüş vardır,
Ardında hüzün deryası,
Gizleyemez yarasını,detone;kahkahası.
Gülüş vardır,
Dalıyorsa gözlerim,durup dururken,
Dar geliyorsa Dünya başıma,
Zıkkımsa hayatım,
Islanıyorsa kalbim,kuru bir gazel gibi,
Giydi Fatma sentetiği,çıkarmaz artık
Kirlendi ak basmalar,arınmaz artık
Dijital sevdalar,akşam sabahlık
Kirli kalplerde sevda barınmaz artık
Dur biraz;
Dinlen be dünya,dönmez mi başın senin.
Bıkmadın mı ?
Güzel günleri gıramla,dertleri tonla vermekten.
Dönme dur,yavaş be dünya.
KALBİM KÖPEĞİN
Memleket gibi,
Acı çökelekli yufka ekmek arası,dürüm gibi,
Arası yeşil soğanlı,aşkla bakışın!
İyi ki,durmadan rastladım sana,
Attım kucağına,inatla çırpınan yorgun kalbimi,
Döktük…
çoban çeşmesi gibi sevda suyumuzu,
Kır çiçeği sandığımız ne gönüllere.
Kar sandık baharda uçuşan polenleri.
Ya incir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!