Merhem olan yok derde, olmayacak ebedi!
Kimseler bunca sene “Gel sevgilim” demedi
Açıldı gonca güller, bir tutamın vermedi
Hazan düştü bahçeme açan güller solmuştu!
Ufuklardan çık ta gel gittiğin bu mevsimse…
“Sensizlik dayanılmaz, hadi gülüm, gülümse! ”
Kişinin içtenli değilse tavrı,
Heder olup gider yaptığı hayrı,
Allah'ım vermesin hastalık, sayrı,
Çetin günler geçer geçer be Gardaş!
Sırrı ki çözülmez bir garip kişi
Kahpeler, deyyuslar köyde kol kola
Güzeli silmek’çin çıkmışlar yola
Zaten alışkındır yalakta yala
Be hey ruhsuz! Sana sana yuh olsun!
Müslüman geçinip, gâvur olana
Kimseyi incitmem, öte git demem
Kibir sofrasının balını yemem
Namert bahçesinin gülünü dermem
Hezenleri* çökmüş viraneyim ben…
Ayrılık ataşı yurt tutmuş başta
Hep hiçe sayıyor “Allah Kulu”nu
Bir derviş tanıdım bizim yaylada.
“Hâl”leriyle temam etmiş yolunu
Bir derviş tanıdım bizim yaylada!
Bundan geri derim senin ozanın,
Bir dümene geldik sormayın dostlar
Herkes ettiğini bir gün çekecek
Belleme zamanı hep senden yana
Herkes ettiğini bir gün çekecek
Mağrur padişahtır başta oturur
Bir Garip Hüzün
Ufkumda kaybolup ebede giden,
Kızıl akşamları hediye eden,
Tozlu yollarında mütemadiyen,
Bekletme güzelim çeşme başında.
Acı haber geldi Kozluk hattından
Melekler yer açtı Hakk’ın katından
Ödün verdi gençliğinden, bahtından
Bayrağından ay yıldızı
Sildirmedi.
Aydınlar (!)
"Cahilinden çektiği yetmezmiş gibi yıllarca,
Şimdi okumuş yazmışından çekiyor memleket."
Yavuz Bülent Bakiler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!