*Arkeolog Mehmet Eroğlu’na
Felâhiye Türkmen köyü Kepiç’ten
Sesini hiç kısmamış Mehmet Eroğlu
Gazel okumamış dıştan, hariçten
Kimseye küsmemiş Mehmet Eroğlu.
Muhannet kapısı zulüm
Çekmeye yok tahammülüm
Bahtı kara aciz kulum
Yâr kadrimi bilmez oldun
Gurbette dram geceler
Gelince On Kasım’lar, kalplere çöker hüzün
Mevsimleri tanırım, yoktur tadı son güzün!
Dokuzu beş geçeler, bittiği yerdir sözün
Bayraklar bunun için, bu yüzden kara yaslı!
Renk cümbüşü sonbahar, hava, kapkara, puslu
Issız geceleri
Gün batışını anlat dorukların
Anlat buruk olsun
Burun direğimi sızlatsın hüzün
Hayalini kurdukların
Neredeler şimdi?
Biricik Meleğim, sevgili kızım!
Dört mevsim içinde ilkbahar yazım.
Yüce Yaradan’dan bitmez niyazım:
Şu yalan dünyada sefa süresin.
Sabır ve metanet izlenen yoldur
Dert bir değil dizi dizi
Sevdim seni komşu kızı
“Sanırsın zöhre yıldızı”
Sevdim seni komşu kızı
Erken yaşta düştük ele
Bizimle hesabın nedir bilelim.
Bahar geldi geçti çimen görmedik
Bırak artık yakamızı gülelim
Ruh hali koymadın bizde Korona!
Gezmeleri* iki ettin çok şükür
Ekin biçer deste deste
Yığın vurur pek de usta
Naz eyleyip eder hasta!
Her akşamda yâr akşamda
Dama çıkar dar akşamda
Yollar yokuş diz büküldü
Sırtımdaki şeleğinen
Tokadı attı çekildi
Aram yoktur Feleğinen
TAHTIM
(Veysel TURGUT üstada…)
Hırsız güder maaşımı
Yediğim yavan aş’ımı
Nere vursam ki başımı
İnan zamsız yaşayamam!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!