Bir Ay'ımız var gecemizi aydınlatan.
Bir d e Kız Kulesi,
Manzara ziyafetimizin e n güzel mezesi.
Avunmak diyorum;
Deniz kenarında
Șol cihan-ı fena'da işi seyr-u sefadır
Bülbül kuşu neylesin eși gül-û goncadır
Onun adı mihr-i ban neylesin tacı tahtı
Zira tarumar için kâfi bad-ı sabadır
Bülbül ol goncenin sevdasıyla ötüştü.
Sen gidiyordun,
Ve gözbebeklerim sütten kesiliyordu.
Huzuruma gölge düşüyor gece oluyordum
birdenbire.
Sen gidiyordun,
Bir araba ışıkta durdu,
Bir balık oltaya takıldı,
Bir midye kayayla sevişti,
Senin gelmediğin sarayburnu'nda
Kim bilir kaç kez sabahladım,
Pera’dan Tünel’e sırtımda taşıdığım
Kırık bir aynayla arkama yaslandığım
Kendime sarıldığım ve kendime ağladığım
Dörtyüz günün dördünde saat dörde dört varken;
Zennure apartmanının önünde kırık bir mermiyle sigarımın başını okşadım.
Sırtımı duvara değil kendime dayadım.
Seninle eski bir çay ocağında rastlaşalım Sevarochka.
Demlik demlik doluşmak için çay bardaklarına.
Ya da bir 9:45 vapurunda martılara simit atarken merhaba'laşalım.
Vaktin olursa iki çay söyleriz eminönünde biri illegal.
Biz artarız, bardaklarımızda çay azalırken.
Sokağımın tavanına zımbaladığım bir yıldızdı o.
Karanlığı kendisinden süzülen ışıkla aydınlatan ama görebilmek için başka bir yıldızın ışığına ihtiyaç duyan bir yıldız.
Sokakla tavan arasındaki yalnızlığımızı sokakla tavan biliyordu sadece.
Yalnızdım
Yalnızdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!