Sen gidiyordun,
Ve gözbebeklerim sütten kesiliyordu.
Huzuruma gölge düşüyor gece oluyordum
birdenbire.
Sen gidiyordun,
Ve ben bir şiire daha gebe kalıyordum
Satır satır
Mısra mısra çoğalıyordum.
Sen gidiyordun,
Geriye sadece etten ve kemikten bir adam
kalıyordu
Yaşamak anlam yitiriyor
Ölüm daha bir anlamlanıyordu.
Ay senin gibi aydınlatıyor geceyi mesela
Kuşlar senin dilinde şarkılar söylüyor
Birileri sen gibi bakıyor,
sen gibi gülüyor
Ve sen gibi kokuyordu
Ama seni görmek ne mümkün efendim
Seni izlemek
Seni koklamak
Öldürmeye mi üşendinde ölüme terk ettin!!!
-Yine mi ölüm efendi?
Ama bayım bir ayrılık başka nasıl anlatılabilir?
Bir ayrılık ne kadar ölümdür siz bilirsiniz!
Cemal bilir.
Turgut bilir
Nazım söyler.
Ben söylerim.
Ayrılanlar söyler.
Ve ağlayanlar.
O gitti bayım;
Ve ben artık bir garım Ankara meydanında.
Kan taşır vagonlarım,
Ölüm taşır,
Hasret taşır,
Kaburganın altındaki hurda kalpleri taşır.
O gitti bayım!
Gitti!
Bir gitmek n e kadar gidişse o kadar gitti işte.
Yüzü gitti.
Huyu gitti.
Simetrisi bozuk olan kaşı gitti, saçı gitti.
Kısacası şarkı gitti, şiir bitti...
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 03:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!