Yetmişbire merdiveni dayadım
Basamak basamak inişe geçtim
Şu dünyayı nakış nakış boyadım
Yaşantımı artık sunuşa geçtim
Ayrılık mevsimidir bu aylar…
Yazlıkçılar dönmüşlerdir yazlığından…
Kırlangıçlar, Uzunbacaklılar Nil deltasına gitti…
Bu aylarda renkler çiçekten ayrılır…
Güneş kumdan…
Menekşe kırmızıdan…
Kardeşi kardeşe düşman ettiniz,
Sömürü uşağı emperyalistler.
Vatanı milleti talan ettiniz,
Sömürü kuşağı emperyalistler.
Soydukca milleti cebin doldurur,
Babalar Günü’ydü şok olduk ansız,
Gitti Fadik Yenge dilimiz sustu,
Piknikte yığıldık dizler dermansız,
Bedenler titredi elimiz sustu.
Bozuldu havamız karardı güneş,
Yaralandı sinem acıyor canım
Vurdular arkamdan vuran el değil
Ne bir sesim kaldı ne de bir anım
Kırdılar gönlümü kıran el değil
Yaptıkları ile biletti beni
GELSENE KAYIN
Kuzu ile kurban ile bulmuştuk
Gözler seni arar Kayın gelsene
Ağzından çıkmazdı kötü bir laf söz
Sözler seni arar Kayın gelsene
Yuvarlanır gider kısa bir kütük
Sallana tıslana geliyor Aslan
Aslını sorarsan Kars’dan bir yörük
Muhabbet etmeyi biliyor Aslan
Manalar dilinde canlanır sanki
Tükürüp kirletme bahar yazını,
Kızıyor kaldırım taşları sana.
Nasıl yetiştirdin oğlan kızını?
Kızıyor kaldırım taşları ana.
Görünce sümüğü kusasım gelir,
Dünyaya geldim de gerilmiş keman
Nereye gidersem işim zor benim
Hiç belli olmuyor ahenkde zaman
Nereye gidersem işim kur benim
Dünya sana atık güvenim kalmadı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!