Göçtük köyden kente gelecek için
Yüzler başka başka dil başka başka
Karıştık denize vurur dalgalar
Nazlar başka başka yel başka başka
Yokluktan açlıktan ağrırdı başım
Yazamadım mektup acım yoruldu
Salmadan ölürsem ona yanarım
Yaşama sevincim heves kırıldı
Gülmeden ölürsem ona yanarım
Gurbetdeki yaşam amaçsız yaşam
Mülkümde olaysız geçmiyor gündem
Ölüm kokar berbat oldu yaşamak
Unuttuk istifa etmeyi her dem
Günümüzde sanat oldu yaşamak
Kendini zehirler kitapsız ilim
Dünyaya geldim de gerilmiş keman
Nereye gidersem işim zor benim
Hiç belli olmuyor ahenkde zaman
Nereye gidersem işim kur benim
Dünya sana atık güvenim kalmadı
Yuvarlanır gider kısa bir kütük
Sallana tıslana geliyor Aslan
Aslını sorarsan Kars’dan bir yörük
Muhabbet etmeyi biliyor Aslan
Manalar dilinde canlanır sanki
Yaşlandım yoruldum kısaldı ömrüm
Acıdan başka ne verdin ki hayat
Bünye vekâletli oldu dört büklüm
Kaygıdan başka ne verdin ki hayat
İşitme özürlü gezdim Âlemde
On sekiz Ağustos iki bin yirmi,
Sabah güneşinde NİL oldum koştum.
Saat sekiz on da açtı gözünü,
Dört torun dört köşe NİL oldum çoştum.
Rakipsiz bir sevgi torun sevgisi,
Hep bizden kaynaklıdır bu kötü gidişatlar
Gideriz her dem sana ne bana ne diyerek
Neden uzak durur bizden doğru yol irşatlar
Batarız her dem sana ne bana ne diyerek
Deniz olur yutarız çoşkun akan selleri
Ülkem seyir eder sefayı zevki
Var olan gerçeği görmemiz gerek
Ses verelim: ağlar uyanır belki
Var olan gerçeğe ermemiz gerek
Soğan soyulurken yaşarır gözler
Alım gücüm düştü fiyatlar uçtu
Var olan gerçek ne yıllara kaldık
Ortam kemirgen dolu kanım içti
Var olan gerçek ne kullara kaldık
Halk yaşayan ölü beli kırıldı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!