Evin İçi Sonsuzdur
1827’nin ilkbaharı. Ölüm maskesini
göndere çekiyor Beethoven ve yelken açıyor.
Avrupa’nın yel değirmeni taşları öğütüyor.
Evrenin ışığıyla oynuyorsun her gün.
Sen, çiçeğe ve suya gelen minicik konuk.
Her gün bir salkım gibi ellerim arasında
ezdiğim o beyaz küçük baştan daha fazlasın sen.
Benzemezsin kimseye verdim vereli sana gönlümü.
Ve böyle dans etmiştik: annelerimizin
beyaz elbiseleri dökülürdü ayaklarımızdan, Ağustos sonu
ellerimizi koyu kırmızıya döndürürdü. Ve böyle sevmiştik:
votkanın beşte biri ve tavan arasında bir ikindi, parmakların
Soğuk uyanırım.
Sıcağın düşleriyle zenginleşmiş ben
Uyanırım onların tortularına,
Terine, ve yapış yapış bir çarşafa.
Etim kalkanıydı kendisinin:
Gece Vardiyası
Gümbürtüyü sessizleştiren, çarpan,
Bir yürek değildi bu, ki çınlıyordu
Çok uzaklardan, kulaklardaki kan değildi
Herhangi bir ateşi akşam kabullensin diye
Sevenlere güzeldir gece
Yorgun olana taze güçler sunar gece
Gece gösterir bize düşlerimizde
önlememiz gerekeni
ve nasıl yönetmemiz gerektiğini.
Geceye sığındım yeniden.
Kenti geçerken açtı And-dağı gecesi,
açtı müsrif gece gülünü
giyitime karşı.
Kıştı Güney'de.
Kar bir heykel kaidesi kadar yükselmişti,
Geceyle tanışık biri oldum çıktım.
Yağmurun dışında ve içinde yürüdüm.
Çıktım şehir ışıklarının dışına.
En hüzünlü kentin daracık sokağına bakıp durdum.
Geçtim bekçinin yanından
Ve indirdim gözlerimi, açıklama yapmak istemeden.
Gece Yolculuğu
Kaynaşıyor altımızda. Gidiyor trenler.
Astoria Oteli titriyor.
Yatak kenarında bir bardak su
ışıldıyor tünellerde.
Ve bu hayattan umduğunu
buldun mu, her şeye rağmen?
Buldum.
Ne ummuştun?
Umduğum kendime sevilmiş denmesiydi,
Kendimi sevilmiş hissetmekti yeryüzünde.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla