İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Vuruşlarından sonra ormanı çınlatır
Baltalar,
Ve yankılar!
Atlar gibi yankılar
Merkezden uzaklaşır.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ben sürgün bir bülbülüm, altın kafes sensin!
En has halıya koyarsın ayaklarını. Basarsın yüzüme!
Gülden daha kızıldır yanağın: Bir cennet resmisin sen!
Şah olup yalvardıydım sana, suskundun sen... Niçin susarsın?

Sevgilim! Girersin bahçeye. Bakışında yanar çiçekler,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ellerinden bu yana ne sevinç gördü ellerim,
Ne de “elveda”dan bu yana bir gülüş salıverdi dudaklarım.
Dönerek açılan bir deniz kabuğu gibi sessizce
Geçerken gün genişler aramızda mesafe.

Açlığa ve yalnızlığa rağmen dayanır aşk yine de.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir an için yaslandı bana
Rüzgârın duvara savurduğu serçe misali,
Ve konuştular Swinburne kadınlarını,
Ve çoban kadının Guido’yla buluşmasını,
Ve Baudelaire’in orospularını.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ah yarım ay -

Yarım beyin, ışıldama -
Zenci, maskeli bir beyaz gibi,

Senin karanlık

Devamını Oku
İsmail Aksoy

- I -

Tanrılar hakkında fazla şey bilmem; fakat sanırım ki o ırmak
Kudretli kahverengi bir tanrıdır – asık yüzlü, yabanıl ve serkeş,
Bir ölçüde sabırlı, ilk karşılaşmada bir hudut sanıldı;
Yararlı, güvenilmez, bir ticaret yolu misali;

Devamını Oku
İsmail Aksoy

O açgözlü taşlardan yapılı ağır şehrin çemberini
biri daha terk etti. Kristal berrağı tuzdur
bütün gerçek mülteci başlarıyla
birleşmek için bir araya gelen su.

Yavaş bir girdapta yükseldi sessizlik

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Tina Modotti, bacım, uyumuyorsun, hayır, uyumuyorsun,
belki duyuyor yüreğin dünkü gülün büyüdüğünü,
önceki günün son gülünü, o yeni gülü.
Bacım, rahat uyu.

O yeni gül senindir, o yeni toprak senin:

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Martıların fırtına dansı, fokların havlama oyunu,
Üstünde ve altında okyanusun...
Tanrısal gereksiz güzellik
Hükmeder oyunlara, belirler yazgıları, büyütür ağaçları
Ve yükseltir kuleleri, düşürür dalgaları.
Sevincin harika güzelliği

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Tarih Hakkında

I
Mart’ta bir gün indim denize ve kulak kabarttım.
Buzlar gökyüzü kadar maviydi. Parçalanıyordu güneş altında.
Buzla kaplanışın altında güneş de bir mikrofonla fısıldıyordu.

Devamını Oku