Bir kadeh şarap, birde kırmızı
Yüreğimde ayrılıktan kalan son sızı.
En son hatırladığım
Seni yudumladığım.
Karanlığın koynunda
Sabaha dek uyukladığım
Herkesin ayrı bir evreni var
Bütün yaşadıklarımızı
Biz programlıyoruz aslında
Sanal bir Dünya dayız
Düşüncelerinizi iyiye yöneltip
Mutlu olmayı düşlediğinizde
Bir ormanın içinde
Sen hiç yalnız kaldın mı?
Ağaçlara anlatıp
Sincapları duydun mu?
Karıncaları izleyip
Takım ruhu gördün mü?
Bir fırca darbesi gibi düştün yüreğime, izleri renk, renk
Rüzgar sustu, gözlerin de. Konuştu gece fısıldayarak
Her nota, takıldı, usulca rüzgâra,
Aşkın resmini çiziyorum sayfa sayfa.
Kelime kelime ördüm seni şiirlerime,
Bir heykel gibi yükseldin düşlerime.
Söz ettiğim Anadolunun çıplak dağları
Ne bir orman ne bir ağaç
Ne de salkım salkım üzüm bağları
Bir otun bile zor bittiği
Bozkırlar da nice canların yittiği
Biz onlar için ne yaptık bugün,
Bir bilseydik nerelerden gelmişiz
Bu Dünyaya postu nasıl sermişiz
Hep dediler bu Dünya da yalandır.
Hiç denilen işte senden kalandır.
Mal uğruna ne taklalar atardın
Erzurum dolu dadaş
Hepsi de bana gardaş
Yaylaları bir hoştur
Yolları da yokuştur.
Gezelim çarşı pazar
Daha Çok Bekleriz
Senin resimlerin var, bazı camlarda
Yanında al bayrak
Savaş falan yok aslında
Ne de bir bayram, yakında
Bugün çok önemli
Dünün hiç mi hiç önemi kalmadı.
Yarinlerin bir garantisi yok.
Elimde rakı kadehi, karşımda gün batımı.
Ayın çıkması içinde, çok erken.
Nasıl anlatsam o gözleri
Karşılıklı verilen sözleri,
Candan bakan gülüşleri,
Veda eder gibi öpüşleri.
Ilık ılık bir his




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!