Eski bir tiyatronun tozlu sahnesinde,
Tahtadan bir kuklaydım ben.
İplerimin ucu avuçlarındaydı,
Gülüşünle başlar, susuşunla biterdim.
Perdeler açılırdı her bakışında,
Oynardım istediğin kadar.
Bir "gel" deyişin bahar ederdi,
Bir "git" deyişin darmadağın.
Ne zaman sevsen can bulurdum,
Ne zaman kızsan taş kesilirdim.
Ben aşk sanırdım oynattığını,
Meğer sadece oyuncağınmışım.
Bir gece aynalar konuştu bana,
Gördüm kırık benliğimi.
Yüzüm bana aitti belki,
Ama kalbimin ipleri sende kaldı.
İplerimi kestim bir gece sessizce,
Yürümeyi öğrendim yeniden.
Düştüm, kalktım, paramparça oldum,
Ama ilk kez kendim gibi sevdim.
Rüzgâr savurdu talaşlarımı,
Boyam döküldü zamanla.
Sen bir başkasına gülerken,
Ben mevsimleri içimde gömdüm.
Derler ki kuklanın kalbi olmaz,
İnanma o eski masallara.
Bir çift sıcak el uğruna,
Can verir tahta parçalar.
Bir gün sobada yakarlarsa,
Kül olur bütün bedenim.
Göğe yükselen son dumanım bile,
Adını fısıldar sessizce.
Ve biri sorarsa ardımdan;
"Niçin bu kadar kırgındı?" diye...
De ki:Duygularıyla oynayan bir kadının,
İplerini koparmaya çalışan kuklasıydı.
Kayıt Tarihi : 14.07.2026 23:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!