Ciğer yanığı var her adımda.
Bir afet geçti—
her şeyi alıp götürdü.
Ama asıl yıkım
geriye kalandı.
Suya gömülen evler mi,
yoksa bakışlardaki çaresizlik mi?
Gidenler
son anlarında ne düşündü?
Bir sedyede taşınan hayat mı acı,
yoksa soğuk bir çekmecede
adı kalanlar mı?
Bilmiyorum.
Korkuyoruz.
Kendimizden değil—
insanın çaresizliğinden.
Kaç can gitti?
Kaç iz kaldı
silinmeyecek?
Baba ...
Bu memleket insanlığa
emanetti .
Bir olmanın,
aynı acıda birleşmenin
adıydı.
Ve biz
unutmamalıydık.
Çünkü bu memleket
yaralarını sarmayı ve kucaklaşmayı
insanlığını bilir.
Kayıt Tarihi : 8.04.2026 18:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Gidenlerin son düşüncesini sormak, geride kalanların bakışlarındaki çaresizliği sormaktan daha zor geliyor insana. Çünkü giden kurtuldu; kalan, her sabah o çaresizlikle uyanmak zorunda. İşte şiirin en derin yarası burada: Korktuğumuz şey kendimiz değil, insanın çaresizliği.“Baba… Bu memleket insanlığa emanetti” dizesi beni en çok orada vurdu.
Vatanı “baba” diye çağırmak, hem çok mahrem hem çok ağır bir sorumluluk yüklüyor omuzlarımıza. Emanet verilen bir şey nasıl unutulur? Nasıl yalnız bırakılır? Şiir tam da bunu hatırlatıyor: Biz bir olmanın, aynı acıda birleşmenin adını çok çabuk unuttuk.
Yaraları sarmak ve kucaklaşmak… Bunlar lüks değil, bu memleketin varoluş nedeni idi.Şiir bitmiyor aslında.
Sen “kucaklaşmayı” dedikten sonra noktayı koymamışsın.
Çünkü kucaklaşmak hâlâ yarım kalmış bir cümle. Unutmamalıyız.
Unutursak, bir dahaki sefere yine aynı acıyı, aynı çaresiz bakışları, aynı “keşke”leri yaşarız. Teşekkür ederim bu dizeleri paylaştığın için.
Ciğer yanığı olan bir memlekette, hâlâ “kucaklaşmayı” hatırlatan kalemlere ihtiyacımız var. Yaralarımız hâlâ açık.
Ama en azından hâlâ acısını hissedebiliyoruz.
Bu da bir umut. Kucaklaşmak için hâlâ vaktimiz var.
Sadece unutmayalım.
teşekkür ederim
TÜM YORUMLAR (2)