bu etten ve kemikten iskelet
toprağamı teslim ey hayat!
bu yaprağı,bu filizleri çürüten zillet
kurak mevsimleremi teslim ey hayat!
çiçek kelebekten ve arıdan yoksun
dizlerim bükük sanırım
ömrüm gibi,
çakıl taşlarına sürte sürte
çarıklı ayakalarım
kan dökse yoluna
yürüyememekten utanırım
içim yangın yeri
tenim buz kesiği
pul pul olmuş yüzümdeki deri
tanıyamazsın aynadaki aşığı
kalem kırılır sanırsın mahkememde
düzlerdeyim çayır çimen
yamalardayım
dağ gibi,çığ gibi
burası gurbet dediler burası yaban,,,
bakma kızgın ala güllerle
seyri bir mecburidir bu mahkemenin
dizilesin ey sanık ve dizilesin,makdül,
ya bir bıçak sıyrığı teninde mahkumenin
ya bir dava beragatında kalmış gayrı bir dul
diri bedenlerin leşçil seneryosu bu; tanırsın
buda gelecekmiş deli başıma
daha geçmemişken kurşun yarası
aldırma çığ gibi düşen göz yaşıma
çünkü onlar düşer tepsi tepsi dert arası
becememişim sevmeyi öylemi
ötesinde çok ötesinde
bir zaman
beri taraf var çok yakın
kap kara bir zindan,
tutulmayacak elbet
tavuk karası zifiriler,
her insan kendi yolunu bulmakla meşgelken,birileri var;
birileri.....
dipsiz kuyuların ipsiz kovalarında çekilmeyi bekleyen
birileri var;
taş atılmış suya, dalga dalga seyir veren
ve bir gece var;
duyguların mecburiyeti bu
aktı işte; tusunamiyi aratmaz,
gözü kapalı sevmektir bu
tutunduğun hisler aşkı yaratmaz
gül; koklanır sadece dokunmadan
nerelerdesin
poyrazı göğüsler gibisin
görürüm...
görürüm harmanımda eleğim
bana allah'tan ikinci dileğim gibisin
nerelerdesin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!