açık kalmış perdeler
umurumda bile değil böyle şeyler
artık eskisi gibi değilim
ismin gelirdi aklımın ucuna,
kalbime bir sevinç, elime ,ayağıma tatlı bir telaş takılırdı
henüz ortada sen yokken
ismini anarken bile lakin sınırlıydı kelimeler
sen susunca
yağmur kuşları lal kesilirdi
karpuz kabuğundan gemiye binen
çabuk iner diyordu
ismail amcam
heves edilenlerin kursakta kalışını
peşinen söylüyordu
bize
insan sevdiği birini kaybedince ne söyler
ne düşer ki dudaklarından
hayat işte
bir varmış ama en çok da yokmuş
sarmaş dolaşız bu gece şehrin kaldırımlarıyla
kentin boş meydanlarına yazgılı duygularımız
leylasız bir tazarru içinde
başlarda duman
saçlarda kar
bir denizi kağıda döker gibi
göğü avuçlara indirir gibi
dudağında inciler büyütür gibi
sesin dokunur gibi
salavatlarca tebessümünü gören aşinalık vechesisin
incir çiçeği kokar mavi gecelerin vahşi şehirleri
asırlar geçmiş aradan lanetlerle muzdarip
elinde yeşil asası Sultan Süleyman
halbuki büyülü bir cennet vaat etmişti
ışığın sancaklaştığı Anadoluya
incir çiçeği kokardı mavi gecelerin vahşi şehirleri
elinde yeşil asası Sultan Süleyman
büyülü bir cennet vaat etmişti
ışığın sancaklaştığı Anadoluya
bir vakit nallar altında Asya’nın seccadesi
ah ile sancılı anneliği tecelli etsin meryemlerin
sürgün çölünde ,susuz ateşler içinde
zamanları serinlik ağırlasın
sarsılsın zemin ,uçuşsun kumlar
çöle yağmur çağırmak için
bir çaresizliktir artık taze çimen rüyası
sen hiç uyudun mu,
kaç gece içerir bir darağacının dehşeti
garip ve sonsuz geçen ürpermeler
kaç gecelerde mermi sesleri…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!