arzuları yakan haledir heyecanlar
cennet hurilerinin gözlerinde aşkın kaynağı
buzlar gibi erimektir tutuşan her yangınla
sel olup başını taştan taşa vurmaktır heyecanlar
yoldasın
yola çıkmış
yürüyorsun
gölgen düşüyor önüne
terin dökülüyor yorgun ayakuçlarına
tazecik bir güne açtım gözlerimi
güneşin yüzüme vuruşuyla
yeniden doğmuş gibi hissettim kendimi
komşu evlerin
boş sokağın görünüşü bir garip
bir garip duygu çöktü içime
sisli bir derunilik içimde
hiç bir şekle bağlı olmayan
akşamın morunu kırmızısını seyrediyorum
ufka yayılmışlar bir bir
gökyüzünün çehresine
esir kentlerin mahpusları gibi
puslu sokaklara serpildi fırtınalı akşamlar
göz kapaklarımdan kan damladı
her karanlıkta yağmurlar büyüttü acılarımı
her solukta biraz daha
Tecellî-i aşk
Divan Edebiyatı ,aruz vezni (Mef’ûlü / Fâ’ilâtü / Mefâ’îlü / Fâ’ilün) ruh ikliminden gelen Redferî mahlasıyla bir edebi yolculuktu bizimkisi . Benim için büyük bir keyifti.
*
Cânı fedâ-yı râh-ı muhabbet kılıp müdâm
uçurumlara doldurdun güneşi
kumu, çölü yanık renkleri
ürperip durdun
keskin bir bıçağın sırtında
sen de gel hayat
ölümün tam ortasına
rüzgar yeniden canlanır
bir küheylanın yelesinde özgürlüğü tadarım
salarım koyu maviliklere kendimi
ilanihaye ta derinliklere
ufuklarımı alacakaranlıklar sarmalar
Yine o eski günlerdeki gibi,
doğanın en canlı hediyesini kulaklarına iliştireceğim
Kızıl kirazlardan ikiz küpeler yapacağım sana.
O parlak kırmızılık, saçının sarısına ne güzel yakışacak
ve yüzündeki tebessüm yeniden parıldayacak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!