sana geliyorum…
mayıs gecelerini beklerken
kalbim ateşlerden ateşken
aşkını pelesenk eden çatlamış dudaklarım
kısık bir sesle söylerken şarkımızı
rahman süsleyince zamanı rahmet rahmet
ruhumuzla bütünleştirip doldurmuşuz çağlara
kirpiklerine sevinçten inciler konduran annelerce
kanadını alevlerle yakan pervanelerce
gecenin göğsüne yaslı kalbi
serin nefeslerini şeffaf parmak uçları gibi
gezdiriyor boşlukta söz
ateşli suskunluğunda nazlanıyor ümitlerin en tazesi
gözlerinin pervazından sızan
duru bakışlara yağmaya hazırlanıyor göğün mavisi
şehit olmayı göze almalı insan
vakti geldiğinde insan
şehit olmayı göze almalı
mermilere kafa tutabilmeli
evlat
sen sen ol
yarını garanti sanma
bugün muhtaç değilsin belki
bir dilim ekmeğe
ancak yarın da muhtaç olmam sanma
ayağımızı kaydıran tuhaf bir bahanedir
sanki çok büyüktür sermayemiz
harcansa bitmeyecek gibidir
ucundan kıyısından tırtıklanmasına razı olur gibiyiz
bir kez yok oldu bin kez büyüdü
yakut başakların içinde titredi
hüthütler havalandı göğsünün üstünden
kimi sisten kimi esintiden kimi korkudan
gökten sicim sicim indi
değdi ağaçların bedenine defalarca
şu anda bir mevsim gerek bana
deniz ve yağmurun hükmettiği
kayalarına martıların konduğu
baharına cemre heyecanı düştüğü
ağacı toprağı bitkisinin olduğu
bir mevsim ki
her şey değişmiş, her şey eskimiş
zamanın olmadığı zamansızlıkta
öte başlangıcın kıyısında köşesinde
karanlıklar ülkesinde bekle
kristal buzlar dökülsün kıvrımlarından
yörüngelerinde yüzsün parlak gök cisimleri
şubat soğuğu düşünce
dışarıda naif bir kar yağışı
içerde uzaklara göçmüş zihnim…
daha dün buradaymışım gibi
şehrin yorgunluğunu atmak için




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!