İlmin derin deryasından, gafil olan geç uyanır,
Aklın güzel ışığına, sanma ki hemen dayanır,
Yüz sürmeden hakikate, sahte renklerle boyanır,
Boş sözlerle doydum sanan, hiç karnı doymayan insan,
İlim irfan bilmeyende, oluşmaz ki asla vicdan.
*
Bilginin o gür sesini, duyamazlar sağır gibi,
Cehaletin batağında, boğulurlar ağır gibi,
Fikri sığdır ufku dardır, çökmüş olan bağır gibi,
Muhtaç olur cahillere, ilmin nimetini bilmez,
Gerçek olan pınarlardan, içip de hiç yüzü gülmez.
*
Altın bulsa teneke der, kıymet aramaz derinde,
Kendisini bilgin sansa, cehaletin sedirinde,
Fırtınalar kopup esse, akıl duramaz yerinde,
Gözlerini sıkı yumar, ışığı gören her tende,
İlim irfan aranmaz ki, gönülden yıpranan bende.
*
Alim satar bilgiç taslar, boş küpün sesi gür çıkar,
Sözleri hep içi boştur, dinleyen insan tez bıkar,
Haklılıktan dem vursa da, kendi sarayını yıkar,
Aklı kıttır, ama dili pabuç kadar uzun olur,
Bilim desen ondan kaçar, yalnızca hurafe bulur.
*
Doğru yolu gösterenden, köşe bucak hep sakınır,
Kibir yüklü gözleriyle, çevreye üstten bakınır,
Haksız olduğu her anda, mağdurmuş gibi yakınır,
Susmak bilmez döktürdükçe, anlatılan sözler yalan,
Geriye hiç bir şey kalmaz, elinde sadece talan.
*
Mezar olur son durağı, ömrü boşluğa saçılır,
Sanma ki bu karanlıktan, aydınlığa yol açılır,
İlim yolcusu görünce, ondan uzağa kaçılır,
Aklın gücünü reddeden, hiç bulmaz asla bereket,
Cahil yaşayan zihinde, olmaz elbette hareket.
Kayıt Tarihi : 30.07.2026 14:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!